21 Ocak 2012 Cumartesi

Bir Kitap Hikayesi

Bazı kitapların yazılışının hikayesi vardır bazılarının alınışının…


SAHNE 1


Kadıköy’de bir sahafın bodrum katı. Sahaf kayıtsız, alıcı adayı heyecanlı. Öğle vakitleri. Dükkan boş…

“Rüştü Dağlaroğlu’nun Fenerbahçe Tarihi kitabı sende kesin vardır zaten !”

Yıllarca bu soruya utana sıkıla “maalesef yok” cevabını verdim.İlk başlarda “kesin bulurum” diye sahaflara umutla gittim. Kendine sahaf sanan bazı eskicilerde kitabı sorduğumda “elinizde Grekçe yazılmış Borsa Teknik Analiz kitabı var mı ? ” demişim gibi tuhaf yüz ifadeleriyle karşılaştım.

Bazı kitapçılarsa “nerede o eski Beyoğlu” tadında buruk bir yüz ifadesiyle bulamayacağımı söylediler.Yılmadım !

2000li yılların başında tanıştığım sevgili Alpay Bellisan’da bu kitap elbette vardı. Onların evinde elime aldım, içine baktım ve heyecandan ne okuduğumu anlamadım…Aslında kitap Alpay’ın babasınındı ve o da yana yakıla kendisi için bir kopya arıyordu.

Her tarafa, her dostuma haber saldım.

Kitaba yaklaştığım zamanlar oldu. Tarihçi ve yazar bir dostum (Ah Kansu ah...) “buldum ama kitabın kapağı ve onlarca sayfası eksikti. Ona rağmen eksiksiz kitap parası istiyorlardı almadım” dedi. Çılgına döndüm, kapaksız ve eksik olarak almaya çoktan razıydım ama konu Fenerbahçe’ydi, kitap “ender” bulunanlar listesinin en tepesindeydi ve bana haberi geldiğinde zaten eksik kitap tam fiyatına satılmıştı.

Bir vesileyle bir gün Müzdat Dağlaroğlu beni aradı. ”Fenerbahçe ile ilgili evimde epey doküman, kitap var, istediğin zaman gelebilirsin” dedi. “Babanızın kitabını yıllardır arıyorum, nerede bulurum?” diye sormaya utandım.

Alpay’a “sendeki kitabın fotokopisini çeksek?” dedim. Elindeki kitap, bir fotokopicinin elinde yüzlerce defa açılıp, tost gibi fotokopi makinesine bastırılamayacak kadar yorgundu, haklıydı.

Kadıköy’de bir öğle vakti, çarşı içindeki bir sahafa girdim. Ümitsizce kitabı sordum. “Rüştü Dağlaroğlu’nun kitabı mı? Ya evet var galiba” sözüyle ben önde o arkada aşağı kata indik. Elimde Rüştü Dağlaroğlu’nun bir başka kitabı duruyordu. Haluk San ile birlikte yazdığı “Türk Futbol Tarihi”…Ancak bir vandal kitabın içindeki fotoğrafları kesmişti. Sahaf bu durumu görünce üzüldü ve fiyatını ilk söylediğinin yarısına çekti, sözü biterken kitabı almıştım bile… Bu bir işaretti “Fenerbahçe Tarihi” kitabını bulacağıma inancım artmıştı.

SAHNE 2


Sabah vakitleri bir adam notebook’a bakarak küfür ediyor.


Türk Futbol Tarihi’ni aldıktan yaklaşık 1 sene sonraydı. Bir dostum “ben kitaplarımı hep internetten alıyorum” dedi. Evet ben de internet üzerinden satış yapan firmalardan alıyordum ama onun söylediği farklı bir site bir açık artırma sitesi “ebay.com gibi mi ?” dedim. Öyleymiş, adını not aldım…

Ben de eksik olan onlarca kitabı dergiyi buldum. Sabahları kahve içmeyi unutmuş olabilirim ama her sabah o sitenin “arama” bölümüne girip “Fenerbahçe Tarihi” yazmayı unutmadım…

Bir öğleden sonra yıllarca görmediği ilk aşkıyla sokakta karşılaşan adam misali, midemden nefes boruma bir yanma çıktığını hissettim… Kitabın 2.baskısı yani 1907-1987 yılları arasını tam karşımda duruyordu. 1907-1957 arasına çoktan razıyken karşımda “imzalı –ilk günkü kadar temiz “ibaresiyle 2.baskısı vardı.

Fiyatına baktığımda “ohaaa” dedim. Bugüne kadar bir kitaba verdiğim en yüksek paranın yaklaşık 5 katıyla açık artırma başlıyordu. Hemen yıllar önce bana o kapaksız ve eksik kitabı bulan arkadaşımı aradım.Fiyatı söyledim. “Deli misin, ben o paraya 3 tane alınır. Sakın alma” dedi…

"Alpay’ı arasam mı?" dedim.Unuttum.

İçim içimi yemeye başladı. Bir kaç gün notebookumda o sayfa hep açık kaldı. Açık artırmaya kimse katılmamış ve artırma sona ermişti. Satıcıya bir mesaj gönderdim, almak istediğimi ama fiyatın çok yüksek olduğunu, indirim yapmasının mümkün olup olmadığını sordum. Kısa ve öz bir “hayır” cevabı aldım ve satıcı açık artırmaya tekrar başlattı, fiyat değişmemişti.

Bir iki gün daha geçti.”Deli misin o kitaba o kadar para verilmez" diyen arkadaşımı aradım. Adam tarihçi, yazar, kitap kurdu…O “Haydi al” dese balıklama dalıp alacağım. Yine “hayır,ben sana bulacağım dedim, sakın öyle bir para verme” dedi. Akşam durumu eşime anlattım, “hiç düşünme al” dedi… Beklediğim de böyle yangına bir bidon benzin dökecek bir cesaretti !

Sabah notebook’un başına geçtim ve tam anlamıyla yıkıldım.

Gece açık artırma bitmişti ve kitap açılış fiyatına satılmıştı .Bunca zaman bekle sonunda karar ver ve alama ! Olacak iş değil .

Hemen satıcıya mesaj attım.Akşama cevap geldi. “Sizin gibi ilgili bir bey aldı”İlk sorum “peki gönderdiniz mi?” oldu. “Yoksa o fiyatın üstüne hemen çıkıp alacağım” dedim ama göndermişti…

Alana, satana, kendime, bana aldırmayan tarihçi arkadaşıma sövdüm saydım…

Kendime hayatımda hiç kızmadığım kadar kızdım…

“Pinti herif” dedim kendime ki sanırım ilk defa demiştim. "Hayatımda kaçırdığım en önemli fırsat buydu" dedim.

Kitabı alan o adama mesaj atıp "bana 2 katına satar mısınız" demeli miydim ? Bir hayal kırıklığına daha dayanamayacağımı düşündüm.

SAHNE 3


Bir pastanede bir kadın ve orta yaşlı bir adam birbirlerine bakıyorlar. Garson “ne alırsınız” diyor, birer çay söylüyor kadın. Adamın elinde bir paket var.


“Sizi rahatsız ettim ama bir konuda yardıma ihtiyacım var. Bir kitap arıyorum” .

Eşim iş başında !

Şimdi düşününce benden hızlı yol aldığını bilmek hem hoşuma gidiyor hem de kendime kızıyorum. Sadece bir hafta içinde bir sahafta kitabın izini buluyor. Daha doğrusu ricacı olduğu isim şöyle bir bilgi veriyor:

-Galiba buldum ama ..

-Ama derken ?

-Neyse siz kendiniz arayın konuşun. Sahafın telefonu…



..

-Merhaba ben Nilüfer,…bey sizinle konuşmuş. Rüştü Dağlaroğlu’nun Fenerbahçe Tarihi kitabı sizde varmış. Satın almak istiyorum.

- Doğru kitap bende var ama kitabı ancak ödünç verebilirim çünkü kitap benim değil .

-Nasıl yani ?

-Bu zor bulunan bir kitaptır. Bir arkadaşımdan yıllarca önce satın aldım. Ona yenisini bulup vermeye söz verdim...Bulamazsam elimdekini iade edecektim.Yıllar geçti, henüz yenisini bulamadım,gerçi o da arayıp istemedi…Neyse, yani bendeki kitap ödünç. Size …TL’ye satarım ama eğer bir gün o arkadaşım kitabını isterse sizden parasın öder geri alırım.

-Olur mu canım öyle saçma sapan şey. O kadar para ödeyeceğim ve kitabı ödünç alacağım

-İsterseniz.





-Ya adamı aradım bana sadece ödünç verirmiş. Olur mu öyle şey ?

-Bence alın. Çünkü hakikaten zor bulunan bir kitap. Hem adamın geri isteyeceğini hiç sanmam, baksana yıllar geçmiş...

-Eğer adam geri isterse Bozkurt katil olur.





-Peki kabul ediyorum. Nasıl alacağım sizden ?

-Ödünç alacaksınız unutmayın .

-Tamam,peki.Çok tuhaf bir durum ama kabul ediyorum.

-Sizinle buluşacağız ve kitabı size vereceğim.

-Kargoya verseniz ?

-Hanımefendi böyle bir kitap kargoya verilmez !!!

Bizim hanım ve sahaf ağabeyimiz buluşuyorlar. Hanım “ödünç” kısmına takılmış durumda,hem bir kitaba hayatında vermediği parayı verecek hem de kitabı ödünç alacak…

-İyi bir yılbaşı hediyesi olacak...

-Evet öyle, çok iyi denk geldi. Eşim uzun zamandır bu kitabı arıyordu. Takıntı haline getirmişti.

-Bu arada sormayı unuttum eşiniz Fenerbahçeli değil mi ? Yoksa satmam kitabı !

-Evet evet, merak etmeyin.

Sohbetin bundan sonraki bölümünde hanım hafiften sinirleniyor .Özetle adam Fenerbahçeli olduğumu teyit etmek etmek peşinde ve “eşinizin adı nedir” diyor, hanım bu sorgu sualden bıkmış olarak cevap veriyor. Adam "K.Yılmaz'ı da var mı ?" diyor. Dünya küçük…

Adam kitabı ödünç alarak değil temelli olarak veriyor bana sevgilerini, selamlarını ve kartını yolluyor…

SAHNE 4


Yılbaşı hediyelerini açan bir aile. Sofra başındalar. Gece 12’yi beklememişler.

Rahmetli babam, annem, eşim muzip bir ifadeyle bana bakıyorlar. Elimde bir gömlek kutusu.Açıyorum içinden bir paket çıkıyor. Torbaya falan sarılmış. Anladım gömlek değil de ne ? Aman Allahım !

O gece uyumadığımı söylememe gerek yok.

SAHNE 5


2 Ocak sabah bir adam ile arkadaşı MSN’de sohbet halindeler.

-Alpay sana bir haberim var,acayip sevineceksin

-Ulusoy mu istifa mi etmiş ?

-Onun kadar güzel !

-Hadi ya merak ettim çok. Bu arada benim de sana müthiş bir haberim var, sen de çok sevineceksin.

-Hayırdır önce sen anlat bakalım.

- Seni arayacaktım zaten .Geçen hafta internette ne buldum tahmine edemezsin.Rüştü Dağlaroğlu’nun Fenerbahçe tarihi kitabı.İkinci baskısı, imzalı ve hiç kullanılmamış .Herif acayip bir para istiyordu.3 katını teklif yazdım ve aldım. Kitabın geleceği gün kuryeyi kapıda karşıladım ve inan kuryeye sarıldım ! Elimde şu an Fenerbahçe Tarihi Kitabı var anlayacağın ! Senin haberin nedir ?

-Bir.Ben de kitabı dün aldım ! İki, sana ve ailene küfür ettiğim için çok özür dilerim ...

Meraklısına not: Ben kitabı aldıktan sonra sanki büyü bozuldu. Kitabı internet üzerinde 3 defa daha buldum ve arayan 3 arkadaşıma aldırdım.(Aldırdım sanıyordum 3 defanın 2sinde yine Alpay almış,itiraf etti !)

Bir başka not : bu yazıyı ilk olarak pikniktedomivole blogunda yazmıştım, ufak tefek değişiklikler ile buraya taşıdım...

5 yorum:

Teri Franciss dedi ki...

28Kasım 2005'de yazmışsın Fenerliste, tesadüfen gördüm abi, belki sende yoktur diye göndereyim dedim..


Milan macina saatler var.
Sali pazarinin onunden stada yuruyorum.
yan yana dizilmis otobusler var.

Mugla GFB,
izmir plakali 2 otobus,
Edremit Fenerbahceliler dernegi,
Balikesir Fenerbahceliler,
Manisa plakali bir otobus,
Ankara plakali otobusler ,
Yunanistan plakali bir otobus,
UNIFEB Anadolu universitesi/Osmangazi ,
Yalova Fenerbahceliler Dernegi
...
...
Kaybedilen tek bir mac.

O maca gelenlere forma aldilar diye bilet verilmedi...
tam tersi cogu karaborsadan bilet aldilar tum harcliklariyla,maaslariyla Buraya kadar gelmisken diyerek forma da aldilar,atki da ..
..
Pazar gunu mac oncesi bir arkadasim ile Bostanci da oturuyoruz.
Onumuzden gecen formalilari sayiyoruz,say say bitmiyor.
Ulke genelinde Fenerbahcelilerin sayisi o kadar da ezici degil,farkindayim ama bagliligi var ya, o ezici iste !

"Sami Yen Sustu Bizi Dinliyor" haykirisine "vizviz" bile yapamayan taraftarlar sadece guce tapiyorlar...
ne buyuk tesaduf o "sanal gucun" kurucusu belki de maci seyredemedi,hesap vermeye yurtdisinda giderken hala gazetecileri fircalamakla mesguldu

cumhuriyetin cocuklari daha once imparatorun adamlarini yenmisti simdi formaya tapanlar guce tapanlari yendi

bozkurt k.yilmaz

Bozkurt K.Yılmaz dedi ki...

Çok teşekkürler,arşivin derinliklerinde vardır ama şimdi sayende elimin altında...Milan maçı öncesi o sahneyi ömrüm boyunca unutamam !

çiğdem yağcı dedi ki...

Merhaba, ben de uzun süredir bu kitabı bulmaya çalışıyorum ancak internetten imkansız görünüyor. İstanbul'da yaşamıyorum, kitabı bulduğunuz sahafların telefonunu alabilir miyim, siz yıllar önce bulmuşsunuz ama belki yine düşer ellerine.

Bozkurt K. Yılmaz dedi ki...

nadirkitap.com dan kontrol edin, ara sıra düşüyor :) selamlar

çiğdem yağcı dedi ki...

Oradan çok kez kontrol ettim, şu anda bir tane var ama kapak çok fena, içi de nasıl bilemiyorum, yazdım ancak cevap vermediler. Aramaya devam o vakit:) teşekkürler, selamlar