26 Kasım 2014 Çarşamba

Ertelememek gerek: Fikret Kırcan

Büyük futbolcu "küçük" Fikret Kırcan'ı kaybettik.
Nurlar içinde yatsın.

Hep hayallerimizi erteliyoruz...
Tanışıp sohbet etmek istediğim özel Fenerbahçeliler'den biriydi ,olmadı.
Kaçıncı defa söylüyor ve beceremiyorum ama  "Ertelememek gerek"

Bari elimdeki kaynaklardan bir şeyleri paylaşayım.

Rahmetli Cem Atabeyoğlu'nun "Türk Futbolunda Unutulmayan 200 Ünlü" kitabından


Rahmetli Rüştü Dağlaroğlu'nun "Fenerbahçe Tarihi 1907-1987" kitabından



İBB'nin "İstanbul'un 100 Sporcusu" kitabından


Fikret Kırcan için çok güzel bir yazı :

Fikret Kırcan - Büyük İnsan Küçük Fikret

 http://dinyakoskrampon.blogspot.com.tr/2014/11/fikret-krcan-buyuk-insan-kucuk-fikret.html 

Son olarak da Fikret Kırcan'ın 1988-89 şampiyonluğu sonrası Aykut Kocaman için yazdıkları :


9 Ekim 2014 Perşembe

Evladıma Miras Bu Sevda

Size de sormuşlardır; ne hikmettir bilmiyorum bundan 15 yıl öncesine kadar benim hayatımda çok popülerdi bu soru: "Peki... Fenerbahçeli olmasaydın hangi takımı tutardın?"

Genelde Beşiktaşlılar sorardı bunu. Fenerbahçeli'yiz ya, Galatasaray nefreti de malum; kendilerine ekmek çıkaracaklar hesapta... 

"Altıyol" derdim. "Sarı-beyaz..."
Boş bakarlardı. İçlerinde daha boş olanları "hiç duymadım" derdi.

Babam Kıbrıs Barış Harekatı'na gittiği zaman, uzun süre Zekeriya Alp'lerin Moda'daki evinde kalmıştık. Uzaktan bir akrabalık var. Zekeriya Alp'i birkaç defa gördüm ama kardeşi Fahrettin abi hep yakınımızdaydı. O da Beşiktaş'ta oynuyordu. Birkaç defa ilk 11’e çıkmıştı. Babaları Moda'daki Alpin Dondurma'nın sahibiydi. Boşnak asıllıdırlar. Rahmetli Raşit amca muhteşem bir adamdı.

6 yaşındaydım ve annem belli etmemeye çalışsa da anormal bir durum olduğunu görüyordum. Geceleri karartma yapılırdı. Lacivert kap kağıtları lambaların üzerine geçirilirdi. Tiryaki ağabeyler ateşi görülmesin diye sigaraları avuç içinde tutardı.
Babam yoktu ve o çocuk hissiyatımla çok özlüyordum. Mayın gemisi komutanıydı. Savaşta ilk vurulacak gemide olduğunu sonradan öğrendim. Bilsem dua ederdim. Çocukların duası gerçek dindir.
Giderken bıraktığı mektubu da sonradan okuduk; Ethem dedeye bize iyi bakmasını vasiyet etmişti.

O günlerde Raşit amcanın dükkanında dondurmalar, annem izin verdiği sürece benim için bedavaydı. Fahrettin abi de idmanlara götürürdü beni. Açılır-kapanır tahta bir tabure taşırdı yanında. Onlar toprak sahada oynarken, kenarda taburede otururdum.

Bir gün Beşiktaşlı olmamı istedi. Evdeydik ve ev kalabalıktı. Herkes suskunlaşıp, ne cevap vereceğimi merakla bekliyordu. Odadaki divanın duvara bitişik köşesine kaçtım. Kim olduklarını hatırlamıyorum; birkaç kişi daha Fenerbahçe'yi bırakmam için ısrar etti. Anneme sığınmak istedim. Kalabalık içinde göremedim. Hırsla ağlamaya başladım. "Babam gelince hepsini anlatacağım" dediğimi ve önüme çıkan herşeyi, herkesi o küçük ellerimle yumrukladığımı hatırlıyorum. Sonra annem çıktı. O mu geldi, ben mi onu buldum bilmiyorum. Sarıldığım bacağı benim için herşeydi. Bir daha kimse bana Fenerbahçe hakkında söz etmedi. 

Babam sağ salim döndüğünde, bir gün annem bu anıyı anlattı. Sarıldı babam ve hiçbir şey demeden uzun süre öylece kaldık. 

Fenerbahçe insanın evladına mirasıdır. Bu duyguyu anlamayanın küçümseyerek güldüğü, hissedenin kelimelerin zincirine lanet okuyup, gözlerinin dolduğu bir miras.  

Ağustos ayında İzmir'e gittiğimde kızım Ada'yla her gün akşam üzeri evin yakın çevresinde yürüyüşe çıkıyorduk. İzmir ziyaretlerinin sebebi eşimin anne-babasının Bostanlı'da oturuyor olmasıdır. Bostanlı'da küçük bir KSK Shop var, gidenler, görenler bilir. Birkaç akşam dükkanın önünden geçerken yan gözle vitrine baktım. Bazı şeyleri akıl açıklayamadan, gönül ister. Hayat tecrübem bu anlarda gönülden geleni dinlemenin faydalı olduğunu söyler. Akıl, gönüle borçludur çünkü. Dükkana girmek istiyordum.

Son akşam yürüyüşümüzde yine yan gözle dükkana bakarken Ada tuttu kolumdan. Vitrinde bir şeyler gösterdi, içeri girmemiz için ısrar etti. Üzerinde 35.5 yazan bir bileklikti gösterdiği.
 "Dur kızım" derken giriverdi dükkana. Gereksiz bir mahcubiyetle vitrindeki bilekliğe baktığını ama zaten ona göre bileklik olmayacağını söyledim, girer girmez. Görevlinin ne dediğini anlayamadım. Konuşmayı sonradan öğrenmiş bir dilsiz gibiydi. Belki de öyledir. Olağanüstü canlı çabalıyordu. Ada'nın bileğine uygun olanları da çıkardı. Anlaşmak için çaba gösteriyorduk ve her şey bir yana birbirimizi anlamak için can atıyorduk. Aldığımız bilekliğin parasını ödemek üzereyken durdum. Küçücük dükkanın minicik tezgahının yanındaki tişörtlere baktım. Kendi bedenimi seçmeye çalışırken yine can havliyle ve müthiş bir çabayla yardım etti. Üzerinde “35.5 Karşıyaka” yazan bir tişört seçtim.

Sersemlemiş halde cüzdanımı çıkarırken durdum. "Size söylemem gereken bir şey var, benim için çok önemli" dedim. Görevlinin gülümseyen gözleri merakla açıldı. Kısa bir süre sessiz kaldık. Benim yüzümden sessizdik ve saygıyla bekliyordu. Fenerbahçe kongre kartımı gösterdim. "Biz Fenerbahçeli'yiz. Kadıköylü'yüz. Hayatımda ilk kez Fenerbahçe dışında bir spor kulübünün ürününü alıyorum. Bunu aslında kendime söylüyorum çünkü inanmakta zorlanıyorum" dedim.

Zar zor anlaşılan sesleriyle "ben de Fenerbahçeli'yim. Önce Fenerbahçe sonra Karşıyaka" dedi. 
Gözlerim doldu. Müsaitim zaten böyle hikayelere gözyaşı dökmeye. Ada'yı düşünüp, sıktım kendimi. 

Ada sürekli o günü anlattırıyor bana. Hoşuna gidiyor. "Bir daha anlatsana baba" diyor. 
Yüz kasları "biz Fenerbahçeli'yiz ama..." kısmında ezbere bildiğim şekli alıyor.

O bir Fenerbahçeli...

 Ve öyle güzel bir Fenerbahçeli ki, önce kalbini dinliyor, aklı borçlu kalıyor. 

26 Eylül 2014 Cuma

Bir Aşk Hikayesi: Fenerbahçe Seyahatnamesi

Kitabının ön sözünde "Kendimi lig fikstürün kollarına bıraktım" diyor Alp Eralp.

Türkiye'deki tüm stadyumların %80'ninde Fenerbahçe maçı seyretmiş olan yılların futbol seyyahı sezon başında bir rekor denemesi yapmaya karar veriyor.

Hem her yıl olduğu gibi yine Fenerbahçe'yi İstanbul'da ve Anadolu'nun her şehrinde seyredecek,en sevdiği lokantaları gezecek, gezmediği tarihi yerleri görecek, eski dostlarıyla kucaklaşacak hem de bu yıl tüm maçlara gidip tulum çıkaracak... Niyet önemli elbette ama hava koşulları var, hastalık var, iş-güç var ve en önemlisi federasyonun kararıyla sadece kadın ve çocuklara oynanan maçlara bir erkek olarak girebilmenin imkansızlığı var.

Alp Eralp bu Anadolu yolculuğunu yıllardır yapıyor. Şimdilerde tüm statları sponsorlar eşliğinde gezen romantik futbol paydaşları veya bedava bilet-otobüs ile yolculuk yapan bindirilmiş kıtalar gibi değil,kendi imkan ve tercihleriyle. #oradaydım damgasını o neredeyse çeyrek yüzyıldır Türkiye'nin statlarına vuruyor !


Tam bu noktada kitaba geri dönme sözü vererek Alp Eralp'in Fenerbahçe tutkusundan da bahsedelim. Kitapta yazılı olanlara fazla girmeden ve onun alçak gönüllülük ile hiç değinmediklerinden.

Seksenli yıllardan beri maçları kaçırmayan Alp'in sevecenliği ve beyefendiliği herkesçe malum. Bir gün sahaya bir şey attığını,takımına küfür ettiğini ,oyuncusunu ıslıkladığını gören,duyan olmamış.Hatta dost sohbetlerinde bile takımı biraz eleştirse cümlenin bitişinde hep aynı kelime oluyor : düzelir .

Çocukluğundaki Fenerbahçe sevgisinin yol açtığı bilgi açlığı hiç bitmemiş tam aksine artmış.Ne bulursa okumuş ve saklamış... 80li yılların ortasından başlayarak Fenerbahçe'nin her maçından sonra gazete kupürlerini özenle kesmiş, her hafta başında yayınlanan haftanın karması-puan cetvelini de kesmiş ve bunların her birini bir deftere yapıştırmış. Tek bir hafta atlamadan... Bu yazıyı okuyanlardan büyük bir çoğunluğu (hatta yazan kişi de)  "Aaa,Ben de çocukken yapardım" demiştir. Alp'in farkı şurada, çocuklukta durmamış devam etmiş...80ler,90lar ,2000ler,2010lar... Tüm bu defterleri sarı-lacivert kaplarla kapladığını da görünce -ne mutlu-içindeki çocuğun hiç büyümediğini görebiliyorsunuz.


1984 yılında Eralp ailesinin evine giren Betamax videoyu karıştıran çocuk ,nasıl kayıt yaparım diye öğrenmeye başlamış.1984-86 arası Fenerbahçe'nin maç özetlerini kasetlere kayıt etmiş. 87 ve 88 sezonlarında Fenerbahçe kötü gittiği için mi ,yoksa video arızalandığı için mi kayıt yapamamış bilemiyoruz. 88-89 sezonunda kayıt işine geri dönmüş ama Rıdvan Dilmen'in sakatlıktan dönüşleri gibi kısa süreli olmuş... 89-90 yılında Betamax video VHS'ye terfi etmiş. Bu terfi de Alp'in payının olduğu kesin !


1989-90 sezonunda Fenerbahçe maç özetlerini kayıt etmeye başlayan Alp hiç durmamış. Tahminen bu yazının yazıldığı 2014-15 sezonun 3.haftası ile 4.haftası arasındaki güne kadar devam etmiş... Böyle tutkulu bir arşivi bir kişide daha gördüm , büyük Fenerbahçeli Tansev Karayağız'a da selam olsun !

Alp Eralp bu müthiş arşive dayanan bilgisi ile hiç bir zaman Fenerbahçe'nin Ana Britanica'sı gibi davranmamış ,mütevaziliği elden bırakmamış... Elinde görüntüleri,gazete kupürleri  olan ve muhtemelen gittiği falanca maç için filancanın yaptığı hatalı yorumlarda o filancayı hiç bozmamış.

Unutmadan bir çok Fenerbahçeli gibi Alp de Fenerbahçe-Galatasaray derbilerine büyük önem vermiş.İçeride dışarıda lig ve kupa maçlarını kaçırmamaya özen göstermiş. Son 30 yılda oynanan derbilerde,sadece 2 firesi (o da deplasman yasaklarından !)  var dersek özenin derecesini anlatmış oluruz .

Tüm bu bilgilerden "Fenerbahçe Seyahatnamesi 34'te 34" kitabına dönersek karşımızda çok değerli ve tutkulu bir Fenerbahçeli olduğunu görüyoruz .Tahmin edilebileceği gibi 2013-14 sezonunda Alp ile maçlarda ,maç öncesi şehrin görülmesi gereken mekanlarında ,şehrin özel lezzetlerinde gezerken çok sık da geçmişteki sezonlara,maçlara,oyunculara bir yolculuğa çıkıyoruz...

Fenerbahçe'nin sadece kadın ve çocuklara oynadığı maçları nasıl izledi  ? Hadi onu geçtim Gaziantepspor-Fenerbahçe maçında Antep cezalıydı ,o maça nasıl girmiş ? Yarıda kalan Trabzonspor maçında nerede ne yapıyormuş ? gibi bir çok soru var ve cevapları da kitapta var !

Aile bağları ,iş hayatından kıymetli dersler , mahalle anıları ,okul yılları, yıllar önce maça giderken duyulan heyecanlar ,eskimeyen dostluklar ,bilet bulma telaşları , yabancı bir ülkede maç seyredecek yer bulma çabaları,şampiyonluk geceleri ,Larry Spriggs'in son saniye basketiyle çöküş gibi konularla dolu kitapta sadece bir şampiyonluk sezonunun hikayesini değil içinden Fenerbahçe geçen bir hayat hikayesini okuyoruz

'Fenerbahçe'den soğudum' diyen neo-romantiklere , 'hoca bu işi bilmiyor' diyen Pre Prolisans sahiplerine , Fenerbahçe'de bir tek ismi putlaştıranlara , sosyal medyada memnuniyetsizlik yüksek lisansı yapan bloggerlara inat Alp sadece Fenerbahçe'yi sevmiş,hiç pes etmemiş ve buyurun, işte bu da o kitap



Hemen alayım diyenlere : http://www.idefix.com/kitap/fenerbahce-seyahatnamesi-34te-34-alp-eralp/tanim.asp?sid=BLO3JC51H09R82B3B8VV



8 Eylül 2014 Pazartesi

Ölmeden Önce Okunması Gereken Fenerbahçe Kitapları

Geçenlerde bir dostum ile Büyükada'da çay içip sohbet ediyorduk.

"Fenerbahçe kitaplarından tavsiye ettiklerini yazar mısın, hatta senin sitende bir liste halinde yazsan da herkes okusa ne güzel olur" demişti.

Söz dinleyen adamım, özellikle okunmasını tavsiye ettiklerim ve kısa notlarım aşağıda.

Bu listeye eklemediğim kitaplar saygısızlık olarak değil unutkanlık veya tercih olarak algılansın lütfen.

Bazı kitapları da "Mustafa Hoş'un Zamanın Ruhuna Rağmen", "Efe Başvekil-Gürkan Hacır" veya  Lube Ayar'ın Firar" gibi çok beğenerek okudum ama futbol kitabı olmadıkları için listeye almadım...

Futbolcuların jübile kitapları,kitapçıkları, 1970 ve öncesi kısa anı (Sedat Taylan, Ragıp Ziya Mağden vs) ve şiir kitapları (İlhan Vuraler vs) da yok.

1) Fenerbahçe Tarihi -Rüştü Dağlaroğlu

1907-1957 ve 1907-1987 olarak iki ayrı versiyonu mevcut.
Her ikisi de çok çok zor bulunuyor, şanslıysanız sahaflarda bulabilirsiniz.
300-500 TL arası fiyatlar ile karşınıza çıkar, daha altına bulursanız kaçırmayın !
300-500'de alınır.

Fenerbahçe'nin kuruluşundan itibaren tuttuğu notlar ile Dağlaroğlu tarihe ışık tutuyor.
Zaten Fenerbahçe tarihi üzerine notların, yazıların, kitapların kaynağı bu iki kitaptır.

Okuyunca daha önce bildiklerinizi çok eksik olduğunu hissediyorsunuz.



Meraklısına bu kitabın nasıl zor bulunduğunun bir hikayesi : http://fenerinbahcesi.blogspot.com.tr/2012/01/bir-kitap-hikayesi.html

2) Fenerbahçe Tarihi- Yapı Kredi Yayınları

3 büyük kulüp için çıkarılmış serinin Fenerbahçe kitabı.
Daha çok maç skorları,kupalar, golcüler ile ilgili fotoğraflı bir çalışma. Bazı hatalar da mevcut ancak yine de format olarak beğendiğim bir çalışma

Kitapta basım yılı olan 2003 yılına kadar olan bilgiler var.

Sahaflarda 30-80 TL arası bulunur. Kalın ciltlisi var, onu bulursanız tercih edin !


3) Fenerbahçe Tarihi-Cem Ertuğrul

Fenerbahçe'nin oynadığı tüm maçlar ve rakiplere göre dağılımları.
1907-2012 arası bilgileri kapsıyor (İlk baskısı olan "100 yılda 4667 maç" içinde ufak tefek hatalar vardı, bu baskıda düzelmiş)

Yanılmıyorsam sadece doğrudan Cem Ertuğrul'dan satın alınıyor. Kitapçılarda zor bulunur .
( cem.ertugrul@hotmail.com )

4) Zaman Tünelinde Fenerbahçe-Alp Bacıoğlu

Fenerbahçe müze müdürlüğü yapan büyük Fenerbahçeli, tarih hazinesi Alp Bacıoğlu'nun  yazılarından oluşuyor.

Fenerbahçe tarihi, gerçekleri ile ilgili güvenilir kaynak.
Fenerbahçe'ye karşı iddialara mantıklı, belgeli cevaplar var.
Bir önceki baskısı tükenmişti, yakın zamanda yeni baskısı yayınlandı.

http://www.idefix.com/kitap/zaman-tunelinde-fenerbahce-alp-bacioglu/tanim.asp?sid=C010QZCXTT8TLSWY5H94


5) Kara Deryalarda bir Fenersin-Nedret Ebcim

Bence ilk çıktığında gereğince ilgi görmedi.
Baskı kalitesi mükemmel ve içeriği doyurucu.
Sezon rakamlarının yansıtılması alışıldık formatta değil.
İlginç bilgi ve fotoğraflar var.

http://www.idefix.com/kitap/fenerbahcenin-yuzyili-kara-deryalarda-bir-fenersin-nedret-ebcim/tanim.asp?sid=EZZOBEZ531D3KVX341KV


6) Fenerbahçe Cumhuriyeti ve Cumhurbaşkanları-Halit Deringör

Halit Deringör'ün zengin bilgisi, usta ve sivri diliyle yazmış olduğu çok güzel bir kitap .Yeniden basıldı ne iyi oldu !

http://www.idefix.com/kitap/fenerbahce-cumhuriyeti-ve-cumhurbaskanlari-halit-deringor/tanim.asp?sid=RNSNNNGG44RDF15DD03R


7) Kolay mı Fenerbahçeli olmak-Halit Deringör

İçinde çok güzel bilgi ve ilk kez duyacağınız hikayeler var. Ben de imzalı var :)
Hala bulunurken kaçırmayın :

http://www.idefix.com/kitap/kolay-mi-fenerbahceli-olmak-halit-deringor/tanim.asp?sid=N7MFTNHYMF3FFUBMVIEB




Not: Halit Deringör'ün "Makaleler ile Fenerbahçe" belki bunun kadar akıcı bir kitap değil ama o da okunur !

8) İslam Çupi Kitapları (Mağlubu Anlatmak,Olaylar Sağbekin Lahana Dolması Yemesiyle Başladı,Futbolun ölümü) 

Almayın,okumayın .
Okuyunca diğer tüm spor yazarları Pele'nin yanında Sabri gibi kalıyor :-)

Şaka bir tarafa düz yazıyı şiir gibi yazan büyük ustanın kitaplarını maalesef Fenerbahçeli olmayan bir ekip hazırladığından en güzel Fenerbahçe yazıları yok ! Neyse olanlar da yeter...

Ricam hızlı okumayın, yavaş yavaş, sindirerek okuyun.




Mağlubu Anlatmak:
http://www.idefix.com/kitap/maglubu-anlatmak-islam-cupi/tanim.asp?sid=G5NT7VRQWA5A95RFORYK

Diğer iki kitabı nadirkitap.com veya gittigidiyor 'dan 10-20 TL arası bulmak mümkün




Bir de not: Yaklaşık 10 yıl önce İslam Çupi'nin ailesinden onun Fenerbahçe yazılarını toplayıp bir kitap yapmak için sözlü izin almıştım. Bir türlü cesaret edip başlayamadım, hep aklımda...

9) Yükselen Ateş-Faik Genç

2F1B'den de tanıdığımız Faik Genç'in Fenerbahçe anıları ve sevgisini anlatan, bildiğim bu alanda çıkan ilk kitap. Bu kitabı okuduğumda "ben de yazmalıyım" demiştim...İlham kaynaklarımdandır !

Sahaflarda, Nadirkitap.com 'da veya gittigidiyorda 15-20 TL 'ye bulunabilir.


10) Efsanenin Dönüşü-Hüseyin Can İkizler

2001 şampiyonluğunun hafta hafta öyküsü, maçları.
Güzel sezon, güzel kitap !

10-15 TL arası nadirkitap.com 'da  veya gittidiyor'dan bulunur


11) Fenerbahçe Değişim Dönüşüm-Gürdoğan Yurtsever

Aziz Yıldırım'ın Fenerbahçe'yi anlatmak için mahkemede kullandığı kitap.
Fenerbahçe'nin son 20 yılda nereden nereye geldiğini tane tane anlatıyor.

http://www.idefix.com/kitap/fenerbahce-degisim-ve-donusum-gurdogan-yurtsever/tanim.asp?sid=POCVIN48S2UVKKCW3HYN


12) Ömrüm Seni Sevmekle Nihayet Bulacak-Ergün Hiçyılmaz

Belli bir kronolojiyi takip etmediği için biraz karmaşık. Ancak içeriği güzel.
Ergun Hiçyılmaz  ilginç bir sporsever ve yazar.

İlginç derken anlatayım. Fenerbahçe'nin hiç yenilmeden şampiyon olan kadrosunun siyah beyaz fotoğrafını sulu boya ile renklendirmiş, kitap fuarında sergilerken "bu çok güzel satar mısınız ?" demem üzerine elindeki tek kopyayı bana gazoz parasına satan birisidir...

Sahaflarda 15-20 TL arası bulunur.


Not: "Mazinde bir tarih yatar" adında yeni bir kitabını gördüm. Ayıp olacak ama içerik olarak bu kitap ile aynı mı değil mi bilmiyorum.

13) Kocaman Bir Adam-Barış Tut

Aykut Kocaman'ın özellikle İstanbulspor günlerini anlatan, hocayı sadece Fotomaç Gazetesindeki "Alex'i kıskanıyor" şeklinde tanıdığını sananların okuması gerektiğine inandığım bir kitap.

Sahaflarda 15-25 TL'ye zor da olsa bulunur.Yeni baskısı yapıldı, çok iyi oldu (2016'dan not)


https://www.eganba.com/kitap/kocaman-bir-adam-baris-tut/9789759968724

14) 3 Temmuz ve Fenerbahçe İdeolojisi-Uzay Gökerman

2 Temmuz 2011-2 Temmuz 2012 arası Fiji adalarında tatilde olsanız, dönünce "ben yokken neler olmuş ?" deseniz bu kitabı okuyun derdim. Uzay sakin ve anlaşılır üslubuyla 3 Temmuz kumpasını ve nedenlerini anlatıyor. Keşke bu konuda onlarca kitap yazılsaydı ve en iyilerinden deseydik..Şimdilik en iyisi diyorum.

http://www.idefix.com/kitap/3-temmuz-ve-fenerbahce-ideolojisi-uzay-gokerman/tanim.asp?sid=XZJSMYR4BT0TFO1475YK

15) Fenerbahçe Seyahatnamesi-Alp Eralp

2013-14 sezonunda Fenerbahçe'nin 34 maçına da kendi imkanları ile mucizeleri başarıp (cezalı maçlar!) giden ,Fenerbahçe'yi yıllardır takip eden, ayaklı hafıza Alp Eralp'in nefis kitabı. Bu yazıyı kaleme alırken (Eylül 2014) 2.baskısını yaptı. İnşallah siz okurken daha da çoğalır.

Alp Eralp aslında örnek bir insan, onun için de örnek Fenebahçeli dersek hata olmaz .


http://www.idefix.com/kitap/fenerbahce-seyahatnamesi-34te-34-alp-eralp/tanim.asp?sid=BLO3JC51H09R82B3B8VV

16) Lefter -Futbolun Ordinaryüsü-Haluk Hergün

Haluk büyük bir iş başarıp ve cesaret gösterip Lefter'in hayatını, büyük bir bölümünü de ordinaryüs hayattayken kaleme aldı ve Fenerbahçe efsanelerinin bir çoğunun jübile kitapçıkları dışında biyografisi yokken çok önemli bir iş yaptı.

Orjinalinin içinden bir de Lefter belgeseli DVD'si çıkıyor, ikinci el almayın :)

http://www.idefix.com/kitap/lefter-futbolun-ordinaryusu-haluk-hergun/tanim.asp?sid=HQLBTCECZF5FMDKB007J

17) Fenerbahçe Cumhuriyeti- Yalçın Doğan

Fenerbahçe'nin "adı konamaz" büyüklüğünü anlatan kitabın yeni basımı. Yalçın Doğan bilindiği gibi Fenerbahçeli değildir...

http://www.idefix.com/kitap/fenerbahce-cumhuriyeti-dun-bugun-yarin-ve-daima-yalcin-dogan/tanim.asp?sid=SSPKSMF0W218QLK6NGND

18 ) Bir Osmanlı Yazı- Melih Esen Cengiz

1.Dünya savaşı sırasında İstanbul'u ziyaret eden Goeben Zırhlısı denizcilerinin Fenerbahçe ile yaptığı maçlar, kurdukları dostluklar ve Fenerbahçe'nin Rusya Şampiyonu Odesa takımı ile maç yapmak için Rusya'ya seyahatini anlatan roman. Bu tarzdaki nadir kitaplardan...

http://www.idefix.com/kitap/bir-osmanli-yazi-melih-esen-cengiz/tanim.asp?sid=TJ224BBOTO4OKBR5RAY1


19) Türküm Doğruyum, Çalışkanım Şampiyonum -Süleyman Arat

Bir spor emekçisi Süleyman Arat'ın kaleminden Fenerbahçe'nin söke söke aldığı 2010-11 şampiyonluğunun öyküsü.

http://www.idefix.com/kitap/turkum-dogruyum-caliskanim-sampiyonum-suleyman-arat/tanim.asp?sid=F7CU72TDAD3DZBBT6O1S

20) Bu Aşk Bizi Canlı Tutacak-Bozkurt K.Yılmaz


Kendi kitabımı listeye koymak ayıp olur mu diye düşündüm, olmaz dedim.
Severek yazmıştım ve okuyanlardan da sevdiklerine dair çok mesajlar almıştım...

2003-04 şampiyonluğu, uğurlar, hikayeler, anılar, korkular, heyecanlar, aşklar...

Sahaflarda, bazen de nadirkitap.com da 25-50 TL arası bulabilirsiniz.


21) Evladıma Miras Bu Sevda-Neşe Açıker / Bozkurt K.Yılmaz


105 güzel insanın anısı, ilaveten Neşe ve benim yazılarım.
İlk maçlar, anılar, unutulmayan maçlar,Fenerbahçe sevgisinin farklı halleri...

Burada da not etmek gerek. Kendime torpil geçmedim, başkası bu listeyi hazırlasaydı yine alırdı diye düşünüyorum :)

http://www.idefix.com/kitap/evladima-miras-bu-sevda-bozkurt-k-yilmaz/tanim.asp?sid=VVSFGCT5GM5MTTEDEXI5


22) Arif Emirzade- Serhat Kaner

"Fenerbahçe'yi sadece bir futbol takımının aldığı neticeler sananlar var" Bu söz Kurtuluş savaşında hem cephede hem sahada yer almış, Demir Ethem(Bellisan)' in oğlu Berkant Bellisan'a ait.

Fenerbahçe'nin şehit olan futbolcusunun formasını bir sandalyeye koyup sahaya 10 kişi çıktığı bir maçı duymuş muydunuz ? İşte o şehidin hikayesi. Yazan da eski futbolcumuz Ömer Kaner'in oğlu Serhat Kaner

https://www.eganba.com/kitap/arif-emirzade-serhat-kaner/9786054804368

23) Ne Şikesi Memleket Elden Gidiyor

Kumpasın, o dönemi iliklerine kadar yaşayan bir gazeteci tarafından belgesi ! Olaylar, ilgili konuşmalar demeçler. Unutulan veya ilk defa öğrenilecek çok şey var.

https://www.eganba.com/kitap/ne-sikesi-memleket-elden-gidiyor-lube-ayar/9786053111528


Yukarıdaki kitapları okuyunca bunları da okuyun : 

*İslam Çupi-Celal Moray
*Fenerbahçe-Oygur Yamak
*Son Kale Fenerbahçe-Ömer Serim
*Futbolun Çubuklu Forması-Can Akbulutlu
*Fener Işığında Aşk-Uğur Ziya Şimşek
*Futbolun Efendisi-Murat Kurt
*Sarı Lacivert Kurtuluş-Sinan Meydan
*Rekortmen Şampiyon -Baki Aydın
*Futbolun Asil Ruhu Zico-Mustafa Kıran
*Mehmetçik Basri- Serhat Kaner
*Kapak Kardeşliği-Mert Susan
*Tek Kalemde Fenerbahçe Şampiyonluk Günlüğü-Mustafa Kıran
*Biz Bu Memleketi Seninle Sevdik Lefter-Ersin Salman
*Osmanlı'dan Fenerbahçe- Nihat Yalçın
*Fenerbahçe Kocamın Yakasını Bırak-Yasemin Candemir (Aykut Hoca'ya yazdığı terbiyesizliğe rağmen)
*Fenerbahçe Tarihi-Tanıl Yaşar
*Oğlum Nasıl Fenerbahçeli Oldu ?- Canan Tan
*Fenerbahçe-Sina Cimcöz
*Fenerbahçe ile 44 Yıl Aziz Yıldırım ile 8 Yılım-Rıdvan Özdin
*Efsanenin Yüzyılı-Bedri Baykam

2 Haziran 2014 Pazartesi

Sedat Karaoğlu'nun ardından 1984-85 kadrosu

En sevdiğim şampiyonluk sezonlarından biri :1984-85
Böyle takım fotoğraflarına baktığımda ezbere saymak çok hoşuma gider.
Gerçi son zamanlarda takıldığım da oluyor ..

Sedat'ın vefatından sonra aşağıdaki fotoğrafa baktım.

Hüseyin Çakıroğlu, Erdoğan Arıca, Selçuk Yula ve Sedat Karaoğlu şimdi aramızda yoklar.

Serkan Acar ve Erol Togay da yakın zamanda vefat ettiler.

Başkan Fikret Arıcan , Hüsnü Çil, Ahmet Erol ,(yanılmıyorsam) Cihat Arman  ,Yusuf Duru ,Semih Bayülken de fotoğrafta olup şimdi aramızda olmayanlardan.


1984-1985 Türkiye ligi Şampiyonu ve Cumhurbaşkanlığı Kupası sahibi Fenerbahçe
Nur içinde yatsınlar...

28 Mayıs 2014 Çarşamba

Soru ve Cevaplarıyla 1959 Öncesi Şampiyonluklar


Aşağıda, 1959 öncesi şampiyonluklar konusunda en çok sorulan sorular ve cevapları yer almaktadır.

1959 öncesi şampiyonluklar denince ne anlamalıyız ?

Türkiye'de  futbol oynanmaya başladığından beri 4 ulusal futbol şampiyonası yapılmıştır.

1) Türkiye Futbol Birinciliği 1924-1951 arasında düzenlenmiştir.
2) Milli Küme 1937-1950 arasında düzenlenmiştir.
3) Federasyon kupası 1956-58 arasında düzenlenmiştir.
4) Türkiye Ligi 1959'de başlamış ve günümüzde  devam etmektedir.

1959'dan önceki 3 turnuvadan 2 tanesinin, yani Milli Küme ve Türkiye Futbol Birinciliği şampiyonlukları "Şampiyonluk Sayıları" hesaplanırken işin içine katılmamaktadır.

1959 öncesi şampiyonluklar deyince Milli Küme, Türkiye Futbol Birinciliği ve Federasyon Kupası şampiyonluklarını anlamalıyız.

Peki Avrupa'nın diğer ülkelerinde durum nedir ? Türkiye gibi şampiyonluklarını belli bir yıldan sonra sayan var mı ?

Avrupa'nın büyük liglerinde şampiyonluklarını -bizde olduğu gibi- belli bir yıldan sonra sayan yok !

İtalya'nın ilk şampiyonu 1898'de Genoa
İngiltere'nin ilk şampiyonu 1889'da Preston
Almanya'nın ilk şampiyonu 1903'de Leipzig
İspanya'nın ilk şampiyonu 1929'de Barcelona
Fransa'nın ilk şampiyonu 1894'de Standard Athletic Club

Elbette bu ülkelerde de liglerin statüsü, takım sayısı yıllar içinde büyük değişiklikler göstermiştir. Ancak tüm şampiyonluklar sayılmaktadır !

İtalya'nın ilk şampiyonu Genoa 1898
Genoa bu şampiyonluğu 4 takımın katıldığı ligde 2 maç oynayarak kazanmıştır !

Türkiye'ye dönelim, Türkiye Futbol Birinciliği nedir ? Kimler katılmış, hangi yıllarda oynanmıştır ?

Türkiye İdman Cemiyeti İttifakı 1924'de Paris Olimpiyatlarından hemen sonra Ankara'da bir Spor Kongresi topluyor ve bir çok branşta Türkiye Şampiyonaları düzenlenmesi kararı alınıyor.

1924 Eylül ayından itibaren ülke şampiyonunu belirlemek için  şehir şampiyonlarının katıldığı Türkiye Futbol Birinciliği'ni düzenleniyor.
Türkiye'nin ilk Ulusal Şampiyonu Harbiye Futbol Takımı
(fotoğraf memleketfutbolu.com 'dan)

1924-1951 arası düzenlenen şampiyona 24 Eylül 1951'de resmen profesyonelliğe geçilince sadece amatör takımlar arasında devam ediyor.

Deplasman maliyetleri yüksek olduğu bazı yıllar Türkiye Şampiyonasına katılmayan takımlar oluyor.

Askerliğin 2 yıla kadar sürdüğü dönemlerde Harbiye, Muhafızgücü ve Harbokulu takımları askerliğini yapan futbolcular sayesinde çok güçlü ve önemli başarılar elde ediyorlar. O yıllarda Demirspor'lar da maddi imkanları,ulaşım olanakları ile " müessese " takımları diye adlandırıyorlar. Onların da şampiyonlukları var.

Şampiyona statüsü yıllar içinde değişiklikler gösteriyor ancak özetle şehir liglerinin şampiyonları önce kendi bölgelerindeki şampiyonlar ile oynuyorlar. Bölge şampiyonları da aralarında oynuyorlar ve kalan iki takım final maçı oynayarak Türkiye Şampiyonu'nu belirliyorlar.

16 defa düzenlenen şampiyonayı kazananlar şöyle:

3 kez : Fenerbahçe (1933,1935,1944)
2 kez : Harbokulu (1942,1945), Beşiktaş (1934,1951), Gençlerbirliği (1941,1946)
1 kez : Harbiye(1924), Muhafızgücü(1927), İstanbulspor(1932), Eskişehir Demirspor(1940), Ankara Demirspor(1947), Ankaragücü(1949), Göztepe(1950)

1943-1944 Türkiye Futbol Birinciliği Şampiyonu Fenerbahçe
(fotoğraf Hakan Aksoy)
1941 Türkiye Futbol Birinciliği Şampiyonu Eskişehir Demirspor

Milli Küme hangi yıllarda nasıl oynanmıştır ?

Milli küme İstanbul-İzmir-Ankara liglerinin ilk sıralarını alan takımlar arasında deplasmanlı lig usulü oynanmış. Eskişehir temsilcisi de 1 kez katılmış.

Milli Küme, 1959'da başlayan deplasmanlı ligin ilk hali olarak kabul ediliyor.

11 Milli Küme'nin şampiyonları ve aldığı puanlar :

(Rüştü Dağlaroğlu -Fenerbahçe Tarihi Kitabından)

1937-50 arasında 14 yılda 11 defa düzenlenen Ligi kazananlar şöyle:

6 kez : Fenerbahçe (1937-1940-1943-1945-1946-50)
3 kez : Beşiktaş (1941-1944-1947)
1 kez : Galatasaray (1938), Güneş (1939)

Milli Küme'nin ilk şampiyonu olan Fenerbahçe'nin oyuncuları 

Toplam 11 sezonda 25 takımın katılığı Milli Küme'ye en çok katılan takımlar:

11 kez : Beşiktaş
10 kez : Fenerbahçe
9 kez :  Galatasaray
6 kez : Vefa, Altınordu, Gençlerbirliği

Cumhuriyet Gazetesi 12 Temmuz 1937
(fotoğraf mackolik.com'dan) 

Federasyon Kupası nedir ? Şu andaki Türkiye Kupası ile bir bağı var mı ?

Fransız L'equipe gazetesi 1955-56 yılında 18 Avrupa kulübüne bir mektup gönderip bir turnuva düzenlemeye karar veriyor.Ancak dergi işin zorluğunu anlayınca sonrasında UEFA'nın bu kupayı düzenlemesini istiyor. Türkiye davet gönderilen ülkelerden biri değil ancak katılmak istiyor ama kuralar çekilmiş "seneye gelin" diyorlar.

1956-57 yılında Türkiye'de Ulusal bir lig oynanmadığı için  Türkiye 56 yılı İstanbul Şampiyonu Galatasaray'ı kupaya gönderiyor. Tabii diğer takımlar ve özellikle İstanbul dışı takımlar itiraz ediyorlar.

Dolayısıyla 1957-58 ve 1958-59 yıllarında "Avrupa Şampiyon Kulüpler kupasında ülkeyi kim temsil etsin ?" diye İstanbul-Ankara-İzmir takımları arasında bir turnuva yapılıyor ,adına Federasyon Kupası deniyor ve iki defa yapılan bu turnuvanın  her ikisini de Beşiktaş kazanıyor.

Türkiye Kupasının eski adı Federasyon Kupası ile bu kupanın adının aynı olması sadece bir tesadüf,hiç bir bağı yok.

Federasyon kupasını kazanan Beşiktaş 1957-58 takımı 

Bazı Yıllar Milli Küme ve Türkiye Futbol Birinciliği aynı sezonda oynanmış ve iki şampiyon var, Neden böyle bir durum oluşmuş ?

Aslında hem Türkiye Futbol Birinciliği hem de Milli Küme her yıl yapılması gereken organizasyonlar.

Araya giren Olimpiyatlar, Akdeniz Kupası,savaş gibi nedenler ile bazı yıllar bu liglerin bir tanesi bazen her ikisi oynanamamış.

Tesadüfen hiç bir zaman aynı yılda Milli Küme ve Türkiye Futbol Birinciliği'ni kazanan takım aynı olmamış.

Güney Amerika'daki "açılış-kapanış" ligleri gibi düşünülebilir.

Türkiye futbol birinciliği her şehre/bölgeye açık. Milli Küme ise 1 yıl dışında İstanbul-Ankara-İzmir takımları arasında yapılmış.

O dönemdeki ulaşım imkanlarının kısıtlı olması ve  kulüplerin maddi sıkıntıları düşünülünce  deplasmanlara gitmek büyük zorluk oluşturuyor. Hatta uzun yıllar İstanbul takımları Ankara'ya veya İzmir'e gidince bir gece yatıp 2 günde 2 maç yapıyorlar. Ha keza İzmir ve Ankara takımları da İstanbul'a gidince de aynısını yapıyorlar.

Milli Küme ve Türkiye Futbol Birinciliği TFF tarafından mı düzenlendi ?

Elbette. Bu şampiyonalar dönemin federasyonunun belirlediği kurallar, atadığı hakemler ile ulusal şampiyona olarak düzenlenmiş. Kupaları da federasyon tarafından verilmiştir.

Hatta kulüplerin maddi zorlukları nedeniyle deplasmana giden takımların harcırahları da federasyon tarafından ödenmiştir.

Beşiktaş'ın Federasyon Kupası Şampiyonlukları neden sayılıyor ?

Beşiktaş 2 adet Federasyon Kupasını saydırmak için ilginç bir yol izledi. UEFA'dan, Türkiye birincisi olarak Avrupa'da ülkeyi temsil ettiğini gösteren bir belgeyi alarak  TFF'ye başvurdu.

TFF önce bu iki şampiyonluk yıldız hesabına dahil olsun  ama bu şampiyonluklar toplamına  dahil olmasın diye çok garip bir karar verdi . Sonra Tahkim kurulu şampiyonlukların da sayılmasına karar verdi.

TFF'nin bu kararı Beşiktaş 2.yıldızı alabilmesi ve naklen yayın gelirlerinin dengeye gelmesi için yapılan bir uygulamaydı. Böylelikle Beşiktaş da  2 yıldızı olan Fenerbahçe ve Galatasaray ile eşit duruma gelmişti.

Aslında buradan yola çıkarsak, Federasyon Kupası şampiyonluk olarak sayıldığı için, Türkiye Futbol Birinciliği ve Milli Küme'nin sayılmaması düşünülemez !

Galatasaray neden 1959 öncesi şampiyonluklar sayılsın istemiyor ?

1959 sonrası liglerde Fenerbahçe'nin 19, Galatasaray'ın 20 şampiyonluğu var.

1959 öncesi ulusal ligleri sayıma katınca Fenerbahçe'nin 28 Galatasaray'ın 21 şampiyonluğu olacak ve Galatasaray ve lise kökenli  yazarları bu nedenle 1959 öncesini işin içine katmak istemiyorlar.


Galatasaray'ın Milli Küme ve Türkiye Futbol Birinciliği'nde sadece 1 şampiyonluğu var. Peki kaç kez katılmış veya final oynamış ?

Galatasaray 9 defa katıldığı Milli Küme'de 1 kere şampiyon olmuş ama tam 5 kere 2.olmuş .

5 ikinciliğin 4 tanesinde Fenerbahçe şampiyon olurken 1 tanesinde de Beşiktaş şampiyonluğu kazanmış

Türkiye Futbol Birinciliği'nde 2 defa finale yükselmiş ama kazanamamış.

Yani Galatasaray'ın bu şampiyonalara ilgi göstermemesi, katılmaması söz konusu değil. Katılmış ama sportif olarak başarılı olamamış.

1939 Milli Küme Şampiyonu Galatasaray
(Fotoğraf www.galatasaray.org 'dan )

Milli Küme'ye sadece Ankara-İstanbul-İzmir takımları katıldığı için Türkiye genelini temsil edemez görüşü doğru mu ? 

Doğru değil. İstanbul-Ankara ve İzmir ligleri uzak ara dönemin en güçlü ligleri  .

Ayrıca 1959'da başlayan Türkiye liginde tam 8 sezon lig 3 büyük şehrin takımıyla oynanmış.

Tek istisna 1960-61'de ligde 1 sezon oynayan Adana Demirspor. Onun da tüm iç saha maçlarını Adana Stadı yetersiz olduğu için Ankara'da oynadığını hatırlatalım.

Peki ezeli rekabette 1959 öncesi maçlar sayılıyor mu ?

Evet.

Fenerbahçe-Galatasaray arasındaki ilk maç 17 Ocak 1909'da, 
Beşiktaş-Fenerbahçe arasındaki ilk maç 28 Ocak 1924'da, 
Galatasaray-Beşiktaş arasındaki ilk maç 22 Ağustos 1924'da oynamış olup ezeli rekabet rakamları o günden bugüne gelen tüm maçları kapsar.

Milli Maçlarda 1959 öncesi maçlar sayılıyor mu ?

Evet.

26 Ekim 1923'deki Türkiye-Romanya arasındaki maçtan günümüze tüm maçlar sayılıyor.

İlk Milli Maçımız 1923

Türkiye Futbol Federasyonunun kuruluş tarihi nedir ? 

Türkiye Futbol Federasyonu resmen 31 Temmuz 1922'de Futbol Encümeni olarak kurulmuştur. 23 Nisan 1923'de Futbol Heyet-i Müttehidesi adını alır.

1959 öncesi TFF başkanları sayılıyor mu ?

Evet.

Detaylı olarak şurada görülebilir:

Türkiye FIFA'ya ne zaman başvurdu ,1959 sonrasında mı ?

Hayır, 21 Mayıs 1923'de FIFA'nın 26.üyesi olarak üyeliğe kabul edilmiştir.

Futbol tarihimize saygı adına 1924'den günümüze tüm ulusal şampiyonlukları bir liste halinde görmek mümkün mü ? (*)

Fenerbahçe 28 (19 Lig, 6 Milli Küme, 3 Türkiye Futbol Birinciliği)

Galatasaray 21 (20 Lig,1 Milli Küme)

Beşiktaş      19 (12 Lig, 3 Milli Küme, 2 Türkiye Futbol Birinciliği, 2 Federasyon Kupası)

Trabzonspor 6 (6 Lig)

Gençlerbirliği 2 ( 2 Türkiye Futbol Birinciliği)
Harbokulu 2 ( 2 Türkiye Futbol Birinciliği)
Bursaspor  1 (1 Lig)
Ankaragücü 1 (1 Türkiye Futbol Birinciliği)
Göztepe 1 (1 Türkiye Futbol Birinciliği)
İstanbul Güneş (1 Milli Küme)
Ankara Demirspor (1 Türkiye Futbol Birinciliği)
Eskişehir Demirspor (1 Türkiye Futbol Birinciliği)
Muhafızgücü (1 Türkiye Futbol Birinciliği)
İstanbulspor (1 Türkiye Futbol Birinciliği)
Harbiye (1 Türkiye Futbol Birinciliği)


1927 Türkiye Şampiyonu Muhafızgücü futbol takımı ve Kupası
(fotoğraf memleketfutbolu.com 'dan)
Referanslar:

Türk Futbol Tarihi-Haluk San/Rüştü Dağlaroğlu
Fenerbahçe Tarihi-Rüştü Dağlaroğlu
Türk Futbolu -Vala Somalı
Beşiktaş Tarihi-YKY Yayınları

www.tff.org
www.turkfutbolu.net
www.mackolik.com
www.memleketfutbolu.com
www.eskisehirdemirspor.com

(*) 2015-2016 sezon sonunda güncellenmiştir.

7 Mart 2014 Cuma

Yılmaz Özdil'e Geciken Cevap

Yılmaz Özdil'in 5 Mart 2014'de yazdığı "Fenerbahçe Başbakanı"   yazısını Twitter ve Facebook'da paylaşınca "Önce Cemil Turan'dan özür dilesin ! " diye yorumlar geldi.

Ne alakası var dedim.
Meğer Yılmaz Özdil 20 Temmuz 2011'de geçici görevle geldiği Fanatik'de şu yazıyı yazmış .
O dönemde ona sıra gelmemiş ,okumamıştım !

Yazıdaki yanlışlar çift kale maç yapacak durumda .
Bu kadar çok yanlış zor yapılır !

Üşenmeden düzeltelim :

" Fenerbahçe küme düşme hattına inmiş, ancak, son maçlarını kaybetse bile, averajla kümede kalması kesinleşmişti. İşte o anda, gene bu sezon gibi bir hadise yaşanmıştı. Fenerbahçe, Rizespor’a yenildi, hafızam beni yanıltmıyorsa, 3-1 yenildi. Küme düşme hattındaki Rize’nin Fenerbahçe’yi hem de İstanbul’da devirmesi, imkânsıza yakın bir skordu."

Düzeltme : Fenerbahçe o sezon 10 mağlubiyet ile ligi 10.bitirdi .

Bitime 2 hafta kala 10 Mayıs 1981'deki maçı 2-3 kaybetti. Rizespor'un 1 golü penaltıdan atıldı. 

Rizespor o maçtan sonraki iki maçını da kazandı ancak averajla küme düştü.

Fenerbahçe son iç saha maçını da kaybedip averajla kümede kaldı.Sezon itibariyle imkansıza yakın bir skor değildi !

Soru : Amaç ,Fenerbahçe daha önce de şike yapmış algısı mı ?

"Ortalık ayağa kalktı. Küme düşme hattındaki takımlar isyan etti. Gözler, Fenerbahçe’ye ve futbolumuzun efsanesi Cemil Turan’a dönmüştü. Cemil’in şike yaptığı, maçı Rize’ye verdiği iddia ediliyordu. Basın üzerine gitti. İtiraflar oldu. Ama, soruşturma açılmadı."

Düzeltme : Gözlerin Cemil Turan'a dönmesi ilginç,hatta çok da komik ! Çünkü Cemil Turan bir önceki sezon sonu futbolu bırakmıştı ! 

Hadi takımda olsa bile Cemil forvet oyuncusu, maçı nasıl Rize'ye verir ? En hafif ifadeyle kuyruklu yalan !


"İtiraflar olmuştu" da araya iyi kaçmış .Oynamayan oyuncu için kim itirafta bulunmuş ? 

Aslında düşününce "Fenerbahçe 2010-11 sezonunda forvet İbrahim Akın'ı bağlayıp İBB'yi yendi" denen bir linç dönemi için ne güzel örnek ! Hem itiraf falan da var. 

Soru Amaç ,Daha önce üstü örtülmüştü aman şimdi yapılmasın algısı mı ?


"Cemil’in futbol hayatı bitti. Yaşı müsait, formu müsaitti ama, sürpriz şekilde futbolu bıraktı. Veya, bıraktırıldı. Üstelik, Fenerbahçe efsanesine, Fenerbahçe’de jübile yaptırılmadı."

Düzeltme : Cemil 1947 doğumlu .Futbolu 32 yaşında bıraktı.O yıllar için normal bir yaş. 

Cemil, yaşadığı sakatlık nedeniyle 1978-79 sezonunda ligde sadece 13 maçta forma giyip 5 gol attı,futbolu bıraktığı 1979-80 sezonunda ligde 15 maçta forma giyip 2 gol attı.Özetle yaşı veya formu müsait değildi. 

Zaten yukarıda yazdığım gibi bırakın adı geçen maçı, o sezonda oynamadı. Zira futbolu bırakmıştı ! 

Cemil Turan'a jübile yaptırılmadı sözüne gelince biraz duralım,nefes alalım. 

Fenerbahçe efsanesi Cemil Turan'a 15 Ağustos 1980'de 40.000 kişi önünde Jübile yapıldı. Beşiktaş ile oynanan ve 1-0 Beşiktaş'ın kazandığı maçta 15 dakika forma giydi !





SoruAmaç, O dönemde şike(!) yapanlar kulüpten temizlenmişti,şimdi de yapılsın algısı mı ?



Yılmaz Bey'e not:  Popüler olmak için popüler konular trenine binmek risklidir.



Bilgi olarak Cemil Turan Fenerbahçe'de 3 Lig Şampiyonluğu, 2 Türkiye Kupası,2 Cumhurbaşkanlığı Kupası, 2 Başbakanlık Kupası,4 TSYD kupası şampiyonluğu yaşamıştır.

11 Şubat 2014 Salı

Şehre Fenerbahçe gelir,bir bayram olur :1949 Kırklareli Başakspor-Fenerbahçe


Televizyon yok ki seyredelim,imkanımız yok ki İstanbul'a gidelim...

Bir kaç nesil Fenerbahçe'yi hiç görmeden severek büyüdü.

                 *****

1949 yılı Ağustos ayındayız.Davet üzerine Fenerbahçe, tarihinde ilk kez Kırklareli'ye geliyor.

Çevre illerden kamyonlar,otobüsler,jeepler Kırklareli'ye insan taşıyorlar.

Fenerbahçe tam kadro gelmiş.Erdal-Murat-Hilmi-Kemal-Erdoğan-Nusret-Günaydın-Müzdat-Cemal-Lefter-Şefik 'den kurulu kadro şehrin takımı Başakspor'u Cemal (4) ,Lefter (3) ve Müzdat'ın golleriyle 8-0 yeniyor.

Gece maçtan sonra halk evinde bir çay partisi düzenleniyor. Muhtemeldir oradakiler insanlar Lefter ile tokalaşıp,imza alıyorlar...

Bu tarihi maçın haberi ve "Bir Fenerbahçelinin Hatıra Defteri" yazısı yerel Trakya Yeşilyurt gazetesinin 23 Ağustos 1949 tarihli sayısında yer almış. 




1949'dan sonra Kırklareli halkı Fenerbahçe'yi bir daha görmek için 28 yıl bekliyor.

24 Kasım 1977 tarihinde Fenerbahçe yine bir özel maç için şehre geliyor.Bu defa rakip Kırklarelispor ve Fenerbahçe Niyazi'nin golüyle maçı 1-0 kazanıyor.

7 yıl daha geçiyor,güzel bir sürpriz daha oluyor. 1984-85 sezonunda Kırklarelispor'un Türkiye Kupası'nda rakibi Fenerbahçe  !

İlk maç 21 Kasım 1984'de Kırklareli'de yapılıyor. Sakatlığı süren rahmetli Selçuk Yula 73 gün sonra Trakya'da sahaya adım atıyor. Kırklarelispor başkanı maçtan önce horoz kesip kanını Selçuk'un anlına sürüp ve başarılar diliyor.


Fenerbahçe maçı 4-2 kazanıyor. Gollerden ikisini rahmetli Hüseyin, birini Şenol Çorlu diğerini Hasan atıyor...

Bu son ziyaretin üzerinden de 30 yıl geçmiş. Kırklarelispor 2.Lig'de son sırlarda, Başakspor hayatta mı bilemiyoruz...
             
                           *****

Fenerbahçe sevgisi çok güçlü bir dip dalgasıdır.
19 yüzyıl başında Fenerbahçe'yi tutmaya başlayanların yüklediği anlam nesilden nesile geçmiştir.
ve
Anadolu ve Trakya turneleri,özel maçlar geri dönüşü olmayan bir bağlılık ve iz bırakmıştır.

Teşekkür Notu:  Trakya Yeşilyurt gazetesinin bu sayısını bana ulaştıran ve kullanmam için izin veren Hakan Göker ve Tevfik Akıncıoğlu'na çok teşekkür ederim.