24 Aralık 2013 Salı

Taşradan Futbol Hikayeleri :Aslanım ne biçim Şumaher'sin ya




Gençlerbirliği taraftarı Necdet Özkazancı'nın  yazlık sinemalar,kitaplar ,türküler ,maçlar ,çocuklar ve  futbolcular ile ilgili anıları ve çok beğendiğim hikayeleriyle  gerçek bir futbol kitabı !

Yazarın çocukluk yıllarının geçtiği Polatlı'nın Polatlıspor'u , mahallesinin güzel takımları ve Gençlerbirliği ile ilgili Ankara şivesiyle yazdığı neşeli hikayelerde hepimizin çocukluğundan bir şeyler var.Özellikle benim gibi "Angara'nın ikmeni yemiş" olanlar için ....

Ankara 19 Mayıs Stadının dışındaki toprak sahanın müdavimi amatör takımlarının imkansızlık dolu öyküleri,eski futbolcuların bazıları mutluluk bazıları pişmanlık dolu hatıraları ,köyler arası maça damperli kamyon ile giden takımların futbol sevgisi ,8 kişinin seyrettiği maçlar..Yani konu sıkıntısı yok.

Bir mahalle maçındaki hikayede Polatlı'daki çocuklar Aykut,Oğuz,Rıdvan, Şumaher oluyorlar  .Gol yiyen arkadaşlarına "Aslanım, sen ne biçim şumaher'sin ya,atlasana adamın ayağına" diyerek kızıyorlar...

Bir kış günü Necdet Özkazancı'nın babasının anlattığı Lefter'in milli forma ile Yunanistan'a gol atmasının gerçeküstü öyküsü de nefis .Bu öykülerde Çörçil ve İnönü bile var...
....
....
Okurken ,çocukluk yıllarımda Fenerbahçe Ankara'ya geldiğinde bilet bulamayıp Ankara tribünlerde oturmak mecburiyetinde kaldığımız günler aklıma geldi. Buz gibi soğuk havada üzerinde sadece evde örülme kahverengi bir kazak ve gri ceket ,muhtemelen yüksek promilli bir abi tellere çıkıp "Allahını peygamberini seven Angara diye bağırsın" der ve zorla tezahürat yaptırırdı.  Fenerbahçe gol atınca sevincimizi gizlemek için tırnaklarımızı avuç içlerimize bastırırdık ...Bazen de Gençlerbirliği ve Ankaragücü'nün herhangi bir takımla maçına gider, maçın başlamasına yarım saat kala ,eğilerek (neden o kadar alçaktı acaba ? ) bilet gişesinden biletimizi alır tribüne girer maçı seyredip futbol özlemimizi giderirken Fenerbahçe hasreti daha da büyürdü ve  "keşke Fenerbahçe Ankara takımı olsaydı her hafta seyredebilsek" derdik... 

Hayatın içinden bol bol hikaye ile tavsiye edeceğim bir kitap.
"Konstans olup okumak gerek ,dölek  kitap" (*)

(*) okuyanlara özel

2 yorum:

NECDET ÖZKAZANCI dedi ki...

Bozkurt Bey, güzel yazınız için çok teşekkür ederim. Toprak sahalarıyla, köy ve mahalle takımlarıyla, imkansızlıklarıyla, farklı renklerdeki profesyonel takımlarıyla, bizlere yaşattığı acı-tatlı anılar ve basit hikâyeleriyle futbolu, bu güzel ve cilveli oyunu seviyoruz.

Erhan Karabulut dedi ki...

Bozkurt bey yazısıyla gözümüzde öyle bir canlandırdı ki hemen gidip alırım yada ilk bulduğum yerde ))