27 Aralık 2011 Salı

Bir Güzel İnsan Portresi : Paşalı Birol

14 Mayıs 2006
Denizli Stadının içi.
Dışarıdan bir yerden taşlar yağıyor,sahada maç devam ediyor.
Direk gibi bir yerin yanındayız.Hafızam bulanık.
Bir babanın kucağında çocuk 7-8 yaşlarında, başı kanıyor...Baba çaresiz.
Yıllarca "benim burada ne işim var, o kızın ne işi var" düşüncelerini kovamıyorum.
Uzuyor maç ! Kaç dakika hatırlamıyorum ,tekrar çökmüş kalmışız...

Birileri koltukları kırıyor.Sanki olayları bir bulutun içinden uzaktan seyrediyorum,ses kapalı.

Ses kapalı dedim ama "ya kırmayın,onların parasını bizim kulüpten alırlar" cümlesini duyuyorum.Paşalı Birol üzerinde emlakbank reklamlı formasıyla sağa sola dert anlatıyor !

İçimden "sus paşalı ne olur" diyorum "sus,haklısın ,haklı olduğuna kızıyorum, kendime kızıyorum,şimdi birisi sana dalacak onu tutacağız,ne olur sus,dinleyecek,konuşacak halim yok...böyle bir anda kırılan koltukları nasıl düşünüyorsun ,seninkisi nasıl bir skor ötesi sevgi gel bana da anlat ama bugün değil ve ne olur sus..." diyorum...Çocukluğumdan beri stadın etrafında yaptığı pankartları taşıyan ,tellere asan Paşalı ile göz gözeyiz...Kimse ona kızamadı diye aklıma yazmışım...Göz gözeyiz dedim ya bana bakarak "her maç kırılan koltukların parasını ödetiyorlar bize yazık günah,ayıp" diyor...2006 şampiyonluğu az önce kaçmış...

Film hızla ileri sarılıyor

4 sene sonra Çemberlitaş
Tramvayda tam karşımda Paşalı .
-Selam paşalı,ne var ne yok ?
-İyiyim ya,ben de Süleyman Seba ile buluştum.
-Süleyman Seba mı ? Hayırdır ?
-Ben diğer kulüp başkanlarının bayramlarda gider elini öperim.Ölüm yıldönümlerinde mezarlarına giderim...

Filmi bir başka yere alıyorum.
Tuzla Mezarlığı.
Alpay,Aykut,Mustafa,Erman,İbrahim...

Mayıs 2003'den bu yana onların mezarların başında birer bayrak direği ve dalgalanan sarı-lacivert bayrak var.Her gidişte her mezarı ziyaret edip okumak lazım "Hamd alemlerin rabbi olan Allahadır..."

Anneler günü veya bir hafta sonrası ,çoluk çocuk,Tuzla'dayız.
Çocuklar hiç görmedikleri anneannelerinin mezarına çicek koyuyorlar.
Gelmişken bizim Fenerbahçeli çocukları da ziyaret etmeli.
Galiba ölüm yıldönümleri,mezarları çiçeklerle dolu ve bir yazı var :



Paşalı da oradaymış...

"Vurdum duymaz olmayalım" demiş...

Filmi ileri sarmaya devam
25 Aralık 2011
15.00 civarı
" ....Tarih yazar kim haklı,kim çamur attı...Fenerbahçeli olmak ne güzel bir şey...Lefterinle ,Aykutunla Alexinle gürle hey...seninle sonsuza dek sırt sırta veririm hey... " Böyle bir mitingte çalınacak en güzel şarkı. Ekim ayından beri dinliyorum ama bugün çok vurucu bir etki yaptı....Konuşmalar da nefisti ...Ne güzel miting oldu !

Derken son bir konuşmacı varmış,başkan için şiir okuyacakmış.

Sen olmadan bitmezdi.
Seni seviyorum güzel adam.

Çağlayan Adliyesi önünde Özcan Günergök'ün nefis fotoğrafı
"Kuşaktan Kuşağa"

22 Aralık 2011 Perşembe

Rüyada söz vermek...

Belki de bugünlerde rüyanıza bir grup yaşlı beyefendi girer.

"Oğlum/kızım ,desteğinizi sakın eksik etmeyin" derler...


Fenerbahçe Spor Kulübünün 10 Eski Başkanı
Kim onlar derseniz yazayım da aklınızda bulunsun:

Soldan sağa :Tevfik Hacar Taşcı ,Muvaffak Menemencioğlu ,Hasan Kamil Sporel,Zeki Rıza Sporel,Said Selahaddin Cihanoğlu ,Osman Kavrakoğlu,Agah Erozan,Razi Trak,Faruk Ilgaz...Fenerbahçe'nin 10 eski başkanı !

Aralarında savaşta İngilizlere esir düşen var , ilk şampiyon takımda oynayan var ,cunta tarafından yassıada'ya gönderilenler var , Galatasaray'a ilk golü atan var,en çok gol atan Fenerbahçeli ünvanını hala koruyan var ,stadın inşaasında büyük destek olan var , 5 kupa kazanan takımı kuran var,yöneticilik döneminde maçlardan önce iki rekat namaz kılan var...

"Oğlum/kızım desteğinizi eksik etmeyin" derlerse söz vermekte de fayda var...

25 Aralık 2012 Pazar günü Kadıköy meydanındayız,sözümüzün arkasındayız !

19 Aralık 2011 Pazartesi

Şu Fenerbahçeliler Adam Olmaz !

Her gün gazetelerde hava durumu,döviz fiyatı ,namaz vakitleri ve gazetenin künyesi gibi değişmez bir şekilde "Fenerbahçe'nin Şike Belgeleri" yayınlanmıyor mu ? "Sezon Sonu Düşme Kesin" haberleri yok mu ? Sizin okumanız yazmanız yok mu ?

Ana haberlerde ,spor programlarında her gün yeni bir delil ,itiraf çıkmıyor mu  ? Yüzünüz kızarmıyor mu bu ahlaksızlıklara ?

Koskoca başkanlar, iş adamları ,gazeteciler ,spor adamları onca tecrübeleriyle görmüşler biliyorlar ! Geçen yıl en az 6 maçı hilleyle, şikeyle almışsınız ! Rakiplerin rakiplerine çantayla , torbayla teşvik primi yollamışsınız. Hepsine yalan diyebilir misiniz ? Bak hala biz o maçları seyrettik diyorsunuz ! Nerenizle seyrettiniz ? Bırakın şu duygusallığı !

Hah,işte en büyük yalan ! "Şike için futbolcu-hakem olmalı ,var mı ?" diye soruyorsunuz.Okuyun iddianameyi , telefon konuşmalarını ! Her şey o kadar açık ve yalın ki futbolcuya hakeme gerek bile kalmamış ! Uefa ne diyor "en küçük bir şüphe varsa diyor"...Şüpheyi savcılık 400+7000 sayfada gerçeğe dönüştürmüş !

Mafya lideri adamları korumaktan vazçemiyorsunuz değil mi ? Çünkü yıllardır bütün başarılarınızın böyle geldiğini sizde biliyorsunuz.Sizler Aziz Yıldırım'ın mafya düzenine parayla bağlanmış maşalarsınız, yolunacak kazlarsınız, zavallılarsınız ! Beşiktaş gibi "aklanın da gelin" bile diyemediniz !

Bak hala bir de "bizi şampiyonlar ligine almadılar" diyecek kadar basiretsizsiniz ,körsünüz ! Ülke futbolu batardı 8 yıl men olurdu haberiniz var mı  veya umurunuzda mı ?

Sanal kahramanlar yaratıyorsunuz .Örnek mi ? Al işte Aykut Kocaman ! Öyle dirayetli ,böyle ahlaklı diyorsunuz.  Başkanınız var ya ,geçen yıl şike yapmış diyoruz şike ! Almıyor mı fındık beyniniz ? Aykut Kocaman "evet yaptık diyebiliyor mu ?" Yok nerede ,keşke diyebilseydi,keşke dünya 3.sü Milli takım teknik adamından ders alabilseydi... Şampiyonluğu elinden alınan adam yanına geliyor ,o kerhen elini sıkıyor !

"Bu yılda aynı başarımız devam ediyor bu da mı şike ?"  diyen yüzsüzlersiniz sizler ...Geçen yılın travmasını Türk futbolu atlattı mı ? Siz mağduru oynuyorsunuz diye hakem toleransı ,acıbadem destek hattı yanınızda ! Play-off'da göreceğiz ak koyun kara koyun...

Başbakan da federasyon başkanı da ,tahkim kurulu başkanı da Fenerbahçeli siz hala "üzerimize oyunlar oynanıyor" diyorsunuz ! Kim oynuyor kim ? Bırakın bu komplo teorilerini...

Şu pozisyona bakın da utanın diyeceğim ama sizde utanma arlanma nerede ?
Gökhan rakibi ve hakemi aldatmaya yönelik hareketten 1.sarı kartı ,hakeme fiziki temastan 2.sarıyı almalı,zaten sarısı da var.3.Sarı kart yani ! Ama oyundan atılan zavallı Aykut ! Geçen yıl Ankaragücü maçınızı ayarlayan Cüneyt abiniz görev başında !

Bunları okumak zorunuza mı gitti ?
..
..
..
Tuhaf değil mi ?
Gitmiyor, alıştık. 6 aydır böyle yaşıyoruz.

Kabul çok yıpratıcı !

Hatta ne yalan söyleyim ,bırakıp ilgilenmeyelim diye aklımıza da gelmiştir,geldiği hızla da gitmiştir.Çünkü Don Henley abimiz ne demiş Hotel California da ?

You can check out any time you like
But you can never leave !

Bir soru da bizden gelsin :
"Biz bize yeteriz " deyince çok bozuluyorsunuz değil mi ?
Şu Fenerliler çok megaloman !

13 Aralık 2011 Salı

Karan-Küre-Şike

Ümit Karan'ın futbol kariyerinde ligde en çok gol attığı takım kimdir ?

Doğru,Fenerbahçe ! 29 maçta 11 gol !

Hem de öldürücü goller,hem de Galatasaray formasıyla goller...

Altı ay önce falcının biri kristal küresine bakıp  "Ümit Karan şike yaptığı iddiasıyla  tutuklanacak,sonra tahliye oldu diye sevineceksin" diye bir Fenerbahçe taraftarına gelecekten haber verse parasını alamazdı kesin ama bir de "hastir lan" diye küfür yerdi...

"Bizimkiler niye içeride ama o dışarıda ? " diye de düşündük elbette.

Gözümüz daha bir açıldı,bilmediğimiz konuları araştırır olduk...Bizden kavramını epey genişlettik...

Neyse kristal küre denince aklıma son sürat Styx'in o doyumsuz şarkısı Crystal Ball geliyor .
Ne diyor orada :

My heart is breaking, my body's aching

And I don't know where to go

Sağlam durmak gerek.

İslam Çupi'nin zor zamanlarda aklımıza gelen sözlerinden birini ,evet onu  bir kez daha yazmak gerek:

"Bekleyin (Dayanın) Sarı Lacivert Askerler,Tezkereye Az Kaldı "-İslam Çupi

6 Aralık 2011 Salı

Bu maç o maç !

"Galatasaray'ı yenelim,gerisi önemli değil" diyen kalabalık bir Fenerbahçeli grubu vardır.

Eski bir kafa diyebilir miyiz.Evet deriz...

"Ne demek Galatasaray'ı yenelim yeter,önemli olan yarışı birinci bitirmek" cevabı ile karşılırlar.

"Galatasaray'ı yenince kupayı vermiyorlar,örnek mi al sana 2005-06 4-0'lık maç" denir ve o kalabalık grup bir anlık susar...Sonra tekrar başlarlar,"Şampiyon olmak mı Galatasaray'a ...mak mı" dersen biz ikincisini seçeriz derler...

Konu Galatasaray ile ilgili olsun olmasın yapılan tüm haksızlıklara sahada cevap vermek için,her daim federasyonun/medyanın meydan okumasına karşılık vermek için ve daha iyi olduğunu bir kez daha kanıtlamak için bu maçı kazanmalıyız diye düşünürler...

Bu defa maç farklı !

Fener kesin düşer fetvacısı,şikecileri koruyorlar borazancısı her şey uzmanı  ikizlerinin kendilerine ve sahiplerine cevap , şampiyon biziz diyen nüktedan başkana cevap , jurnal ekibine cevap , kara hormon'a cevap ,mektupçulara cevap ,5 aylık gazete haberlerine tek tek cevap,kupa iadecilerine cevap, ateş üfleyicilere cevap, kongrede ihraç edemediklerimize cevap  ...liste çok kalabalık.

Çaycı Akif'e Sevgilerimizle
O kalabalık , "haklılık tek bir maçın sonucu ile mi ölçülecek,kazanmak da var kaybetmek de" sözüne itiraz etmez.Etmez ama yine de böyle hissederler.

O kalabalıktan biriyim.
Saygımız rekabete,sevgimiz Fenerbahçe'ye.

Bu maç o maçtır !
Yap şikeni güldür sevenlerini...

16 Kasım 2011 Çarşamba

36.Hafta

İddianame ne zaman açıklanacak, içinde neler olacak ?

Merak edilen bu sorunun cevabı henüz yok ama bilen çok !

Süreç başladığında 12 Takım düşer derken ,bu sayı sonra 6’ya indi sonra da 3’e…Sürekli yarıya iniyor demeyin…Şimdi teke indi bile ! Nasıl mı ?


Uzman(!) kişilere göre Beşiktaş Kupa’da manipülasyon yapmış, sonrasında kupasını da iade etmiş...Yani bu önemli duruş(!) sonucu kendi kendini aklamış…Nefis !


Trabzonspor teşvik vermeye teşebbüs etmiş, iş olmamış, Trabzon’da vazgeçmiş.

Yani şöyle bir muhabbet olmuş…”sizin maça teşvik vereceğiz-Yok abi kabul edemeyiz—Lütfen ama-Yok kesin olmaz-Peki pişmanım vazgeçtim, unutalım bunları” Bu durumda Trabzon’a ceza verilemez tabi, yerine Şampiyonluk kupasını vermek gerek !

Ulema Eskişehir ve Sivas’ında ceza almayacağını söylüyor…Peki !

İlginç takım Mersin idman Yurdu…En baştan beri “Abi Mersin kesin düşer” deniyor ama niye, ne yapmışlar bilen yok… Mersin cephesinin de siyasi defans hattı güçlü ! Malzemeci,geçen yılki masör falan birine ihale yüklenir ve koskoca Mersin’e mal edilemez !

Üzgünüm ama bu durumda sadece Fenerbahçe ceza alacak gibi duruyor ! Kendi kendine şike yapan takım olarak bir ilki daha başaracak gibi duruyoruz !

Her ne kadar “Fenerbahçe taraftarı gerçeklerle yüzleşsin” tavsiyesini yapan ısmarlama gazeteciler olsa da futbol camiasının kapalı kapılar ardında “aman abi Fener’i düşürmeyin,ölürüz biteriz” diye yalvarmalarını bilmeyen de yok…

“Fenerbahçe büyük camia, bir iki yöneticinin yaptığı hatalar camiaya mal edilemez” diyerek “ver kurtul” formüllerini üretenlere cevabını camia Topuk Yaylasında, Bağdat Caddesi’nde, Metris Konvoyunda , Kongrede verdi : Yemezler !

Maçları seyrettik, Fenerbahçe’ye aslan kesilenlerin Trabzon karşısına bezgin ishal kedi gibi çıktıklarını gördük bu bir. İkincisi “yayın yasağı” gelince bazı kulüplere ait telefon konuşmalarının yayınlanmadığını da biliyoruz…Duyduk ki bu kayıtlar silinmişler, kaybolmuş falan ama …Yemezler !

Deliller ve gerçekler yerine gazete manşetlerinin süreci belirlediği 4 ay geçti…

Emin olun “vay vay vay,şikenin yeni belgeleri…Fenerbahçe bitkisel hayata girdi…ve şike Kare kare belgelendi” gibi yeni manşetler hazır… Adı açıklanmayan gizli tanıklara, Fenerbahçe muhalefeti (!) ‘nin birleştirici mesajlarına da Fenerbahçeliler hazır olmalı !

Net, iddialar çok ağır olur .

TFF “sezon sonu dememiştik, sene sonu demiştik, pıromtır hatası” falan der…
Puan silme veya diğer takımlara puan ekleme kararları bile alınabilir…

#dahayenibasliyor

36.Haftaya hoş geldiniz !

37. haftaya girerken de lider değişmez…

2 Kasım 2011 Çarşamba

Nothing Else Matters...


Erkek,sağ ayak ,43-44
Bizim statta bu olay olsaydı diye düşünmüşseniz ve aklınıza Aziz Yıldırım geldiyse, tek ayağında çorapla çıkanı kameralardan aratacağını, hatta Cindrella'nın pabuçu masalındaki gibi gerekirse o ayakkabıyı maçtan çıkanlara tek tek deneterek giyeni bulduracağını ,o faili merkez kabul edip çizilecek 2 metrelik bir dairenin içine girenlerin de kombinesini iptal ettireceğini , ardından Fenerbahçe forumlarında kendisine "diktatör" deneceğini de düşünmüşsünüzdür...Ben düşündüm...

Hatta bir gün sonra "bir başkan bu detaylarla uğraşmamalı" diye ahkam kesenlerden olabileceğim de aklıma geldi...
..
..
"Başkana bu kadar bağlılığı anlayamıyoruz" diyenlere dert anlatmayı çoktan bıraktık...

Fenerbahçe kongre yapsaydı,bu duruma düşmezdi diyenlerin bir zamanlar "başkan adayı" olduğunu ve o günlerde "Aziz Yıldırım'dan daha iyisini yapar,baksana voleybola ,yürüdü gitti..." diyenlerin gülerek "direkten dönmüşüz be abi" dediklerine de şahit olduk...
..
..
Haklı olmak ve haklı kalmak benzer ama iki  farklı kavramdır sözünü sık düşünürüm.
Bulduğum örneklerin zaman içinde "haksız" duruma düştüğüne çok şahit oldum...

Aziz Yıldırım'ın sıkça "Haklı Kaldığını" bugün daha iyi anlayanlardanım...

Bekliyoruz,ne kadar uzun sürecek bilmiyoruz...

Nereden aklım geldi bilmiyorum,malum aklımız çok dalgalı...Hatta yazarken zihnimdeki orkestrada Erol Evgin "nerden aklıma geldi kimbilir..." diye söylüyor...Aşağıdaki fotoğrafa bakınca zihindeki gizli orkestrada sırayı o meşhur TRT deyimiyle "Metallica ve arkadaşları" alıyor :

So close no matter how far

Couldn't be much more from the heart

Forever trust in who we are

And nothing else matters


11 Ekim 2011 Salı

Dağa Taşa Yazdık Adını

Yolunuz Bayırköy'e düşerse ,dağa yazılan o F.B. yazısını görürseniz ,göz pınarlarınızdaki yaşları geri iterek arabadan inip fotoğraf çekerseniz ,

BİLECİK-BAYIRKÖY İLÇESİ-2011
Fotoğrafı çekerken aklınıza TRT'nin 1988-89 Şampiyonluk Programı görüntüleri gelirse ,İstanbul'a dönünce onu da bulursanız
TRT'nin 1988-89 Şampiyonluk Programından...
O ŞANLI F.B. görüntüsüne uzun uzun bakar ve 101 günlük bağlılık sınavını yıldızlı pekiyi ile geçen ve ezberi bozanlara ne yazsam diye düşünürseniz ve  aklınıza İslam Çupi'nin "Sarı Lacivert Masal Kahramanları" sözü gelirse, "o yazıyı da bulmalıyım" diye not alırsınız...

30 Eylül 2011 Cuma

Omuzlara Tüneyenler..

Değerli arkadaşım Ersin Akköse'nin (Mr.Big)  yıllar öncesinden o muhteşem yazısı.

Bizleri omuzlarında taşıyanlara saygıyla,sevgiyle ,rahmetle...


Mahallede 2 taş arasından top geçirmecenin adı futboldu benim için...

Kocaman toz-toprak içerisinde bir o yana bir bu yana deliler gibi koşar Abdullah amcanın tulumbasından su çeker kana kana içerdik...

Yorulmazdıkta vesselam...

Biraz soluklandığımızda maça devam....

Bayrağına maçlar yapılırdı abiler tarafından,maçı kazanan bayrağı kapardı....

Oturur aşşağı mahalleyi yenmesini beklerdik ağabeylerin.....

Bu top denen merete bebekken tutulmuşum....

Ne kadar zırlarsam zırlayayım kucağıma verildiğinde anında kesermişim sesimi,bizimkilerde kolayını bulmuş ağzımı açtığımda yetiştirirlermiş hemen......

Önceleri maça gitmek düğüne dernege gitmek gibiydi,çok özel günlerdi...

Bayram namazına kalkar gibi olmasada erkenden çıkılırdı evden....

Üsküdar meydana geldiğimizde babam ve mahalle arkadaşları eski Hacıbaba Restorantta şef olan İsmet amcam ve 2 tane dolmuşçu arkadaşıyla buluşurlar (isimleri hatırımda değil ama kulakları çınlasın) Fenerbahçelilerin kafalarında bezden şimdikilere göre dandik sayılacak bez yada kartondan şapkaları ve çizgili sol üst köşesinde Türk bayragı süslü Sarı-Lacivert bayraklarıyla bekleştiği motorlara doluşurduk....

İlk formamı amcam getirmişti hiç unutmam....

Üzerimde sarı-lacivert formanın verdiği sevimlilikle gelen giden hangi takımı tutuyorsun söyle bakim,formanda numarada yok sen kimsin söyle bakim,kalecimiz kim söyle bakim diyerek soru bombardımanına maruz kalırdım.

Aileden gelen bir gelenek bizimkisi....Onun büyüğüde Fenerbahçeli,babamın ufağıda....

İnönü stadına yakın yere gelindiğinde motorla stadın etrafındaki duman ve köfte kokusu heryeri kaplamış olurdu....

O zamanın şartlarında saatlerce kuyruklarda beklenir,kapıların açılması öğleden sonraları bulur,güneşin altında eski maç muhabbetleri döner dururdu....

Muhakkak ama muhakkak sıraya yakın olanlardan birisi:

- Abi yanında çocuk var sen buraya gel.. der sıranın başına alıverirdi bizi...

İçeri girildikten sonra babamın ``Oğlum dur`` demelerine aldırmadan hadi hadi diyerek koştururdum, sahayı ve gerçekten taş olmayan kaleleri görebilmek için....

Benim 2 kafam büyüklüğünde kağıttan şapka kafama otutturulur ve elime eskilerin ``Ah Ulan`` diyeceği ortasında 20 gram peynir olan pide ve ayran tutuşturulup maç saatini beklemem istenirdi...

Büyük bekleyiş sonunda kızılca kıyamet kopar ve takım sahaya ısınmak için çıkardı ve ben ya babamın yada amcamın omuzuna tüneyiverirdim......

--Cemil hangisiydi ?

--Şu oğlum ...

--Hangisi yaaa ?

--Oğlum orda bak bizi alkışlayan.....

Ve maç başlar ben babamın yada amcamın omuzunda sorgu sual etmeye devam ederdim....

--Alparslan hangisiydi amca?

--Golü Cemil attı değil mi?
...........
Bir çocuğu maçta yanında bulundurmak Dünyanın en büyük keyiflerinden birisiymiş....

Onun elinden tutmak,onun yiyeceğini almak,onu hacete götürmek,gol olduğunda yüzündeki o gülümsemeyi görmek.....

Bunu yeğenimi ilk maça götürdüğümde ve omuzumda taşıdığımda anladım....

Yarın stadda eminim ki benim gibi,yeğenim gibi,senin gibi babasının,dayısının,amcas ının omuzunda tüneyenler olacaktır....

Ne olur futbolcu kardeşlerim , minicik yürekleri Fenerbahçe sevgisiyle dolu bu çocukları yarın o staddan boynu bükük,mutsuz göndermeyin....

İyi başlayın,allah güç kuvvet versin sonuda iyi olsun.....

Yarın o stadda sizi omuzlara tüneyen onlarca çocuk seyredecek.....

Bu başlangıç onların olsun.....

Saygılarımla.........

(Mr.Big) Ersin Akköse

2013 notu: Evladıma Miras Bu Sevda Kitabında ilk gidilen maçlar bölümüne bu adı verdik ve bu yazıyla başladı .

23 Eylül 2011 Cuma

Peki ben ne yapabilirim ?

7 yaz önceydi...Bir grup Fenerbahçeli arkadaş şampiyon bitirdiğimiz sezonun sonunda yaz tatili dönüşü toplandık,güldük yedik içtik...Sonra klasik "ben şu anda yönetici olsam" veya "ben başkanın yerinde olsam" ile başlayan cümleler kurduk...Transfer politikası,Fenerbahçelilik, formaya yıldız takmama , kulübü halka açma vs anlattıkça anlattık...İyi fikirlerde çıkmıştır...

Çok sevdiğimiz bir abimiz bu "ben olsaydım şöyle yapardım" sözlerine karşı çıktı.Fenerbahçe'ye hizmet için yönetici,başkan,kongre üyesi olmaya gerek olmadığını söyleyip "mesela benim elimden gelen bir karikatür çizmektir, ben de onu çizerim" dedi.

Düşündüm haklıydı...
Bu arada o çizmeye devam ediyor :-)

3 Temmuz'dan sonra kesinlikle haklı olduğunu biliyordum.
Elimizden ne gelirse diyorduk...Neredeysek ve elimizden ne gelirse.

Tereciye tere satmak niyetinde değilim,bu yazıyı okuyan çoğunluk da (hepsi değil) Fenerbahçeli.
Bireysel olarak ne fedakarlıklar yapıldığını biliyorlar...

İstanbul dışında yaşayan yıllardır görmediğimiz dostlarımız arayıp "ben ne yapabilirim ?" dedikten sonra , iş yerinde ,tatilde ,kahvede ,komşuda ,aile içinde Fenerbahçe'yi nasıl savunduklarını söz getirtmediklerini de anlatmayı ihmal etmiyorlardı...

Fenerbahçe bu işten 0 ceza ile çıkacak diyordum,diyorduk...

Ancak CL'ne kazananın değil,seçilenin gideceği haberi hepimize net bir gol oldu...0-1
...
...
Manisa maçına gidenler içinde , çamaşır asarken mandalları sarı-lacivert seçen,okula gönderdiği kızına fenerium beresini takan ,işyerinde "sen ne anlarsın futboldan " bakışlarına gülüp cevap vermeyen , eşi maç seyrederken bulaşık yıkayan ama ara sıra salona gelip "kaç kaç" diyen ,kanaryasına bir futbolcumuzun ismini veren  , futbol-basketbol-voleybol ayırmadan maçları kaçırmayan hanımlar olduğu gibi "Fenerbahçe'nin durumu ,3 Temmuz süreci" gibi kavramlara uzak, ilgisiz hanımlar da olabilir...Hatta gelenler içinde, slogan olarak hiç sevemediğim "Bir gün herkes Fenerbahçeli Olacak" sözünü doğrularcasına  başka takımları tutanlar da olabilir...


Oraya gelenlerin ezici çoğunluğu bizim abimizin dediği gibi "peki ben ne yapabilirim ?" diye kendine sormuş ve cevabını  maça giderek vermiştir desek hatalı olmaz...

Okulda,iş yerinde, vapurda , yolculukta, kongrede , maçlarda ,kulislerde ,internette ,gazetelerde ,komşu sohbetlerinde hepimizin kız erkek "elinden gelenler" var...

0-1 oldu demiştik ya ,belki 0-2 de olur.
ama maç 4-2 biter...

20 Eylül 2011 Salı

Baltayı Taşa Vurmak

"Fener ile Kimse Başa Çıkamaz" tezahüratta kalan bir söz değil...

                                


7'den 77'ye,erkeğinden kadınına...

#dahayenibasliyor diyerek tüm belden aşağı gayretlere gelişine voleyle  meydan okuyan...

"Yıkılmayan Son Kale..." diye bağırarak ,bölünmeyen tam tersi safları sıklaştıran...
..
..
Baltayı taşa vurdunuz,kabul etmek gerek !

16 Eylül 2011 Cuma

Suyun öte yakasından bir hikaye

Dün Gevrim'in Üsküp hikayesini  bloga yazdık
Suyun diğer yakasından bir hikaye de benden...

2004
Kızımızın doğmasına az kalmış.

Bakıcı adayları var.

Hanım tek tek görüşüyor,referanslarına bakıyor,referanslarını arıyor,"ben evde yokken acil bir durum olsa ilk yapacağınız 3 şey nedir-çocuğun ateşi aniden yükselirse ne yaparsınız (ilaç veririm diyen eleniyor,doğru cevap sizi ararım olacakmış..)" gibi sorularla kadınları terletiyor...

Bir gün Bulgaristan Türk'ü,  kırmızı yanaklı ,50 li yaşlarda bir teyze geldi.
Hanım tüm soruları sordu.
Sonra Oğuz Çetin'in kafasına vuran Fatih Hoca şeklinde bana dönüp "sen de soru sor!" dedi.
Hanım her şeyi sormuş zaten ne sorayım.

Şaka değil, sohbet açayım diye "Hangi takımı tutuyorsunuz ? "dedim...
Hanımın o andaki bakışı bana şu fotoğrafı hatırlattı :


Teyze durdu ve şöyle dedi :

"Ben takımdan toptan anlamam...Benim Rahmetli babam ve dedem Türkçe'ye çok önem verirlerdi.Bizi Türk gibi büyütmek için çok uğraştılar.O zamanlar yasak Türkçe,Türkiye bile dedin mi Bulgar bozuluyor,sana vatan haini diye bakıyor... ama akşamları dedem hepimize Türkçe kitaplar okurdu,sonra da bize okuturdu.Türkçe kitap sokmak da yasak...Babam ve Dedem İstanbul'a kaçak olarak gitmişlerdi .Rahmetli babam ben istedim diye koynuna saklayıp bana iki kitap getirmişti biri Tuna Nehri Hikayesi diğeri ....  Sonra Ziya Gökalp'ın kitaplarını getirtmişti bir komşumuz...Babamlar bir de Atatürk'ün resmini getirmişti,yasak ama duvarımıza astık...Dedemler Sultanahmet Camii'sinde namaz kılmışlar,bize caminin kartpostalını getirdiler...Ben de ,benim çocuklarımda Türk gibi büyüdük,Türkçe'yi hiç unutmadık...Neyse uzatmayım ,hem dedem hem babam Fenerbahçeliydi...Atatürk'ün takımı derlerdi...Ben de anlamam toptan ama Fenerbahçe'liyim"

Teyze sözlerini bitirdi,sohbet açayım demişim ama gözler doldu ve koşarak mutfağa gittim
Hanım yanıma geldi "ne diyorsun ?" diye sordu.
Benim insanları bir bakışta ,iki sözde tanıdığıma inanır...
Hemen alalım bu kadını dedim,aldık...

Aradan 2-3 hafta geçti bir telefon geldi..."Hastamız var ,3 günlüğüne memlekete gidiyorum,hemen dönerim" dedi,dönmedi...
Ondan sonra bir çok bakıcı çalıştı,çoğunun akrabası hastalandı,dönemediler...

Sebile Hanım'dan bu hikaye de bize kaldı !

Meraklısına not: Diyecekseniz, "yahu kadın sizin evde görmüştür bir poster,bayrak .Onun için böyle bir hikaye anlatmıştır".Belki de ama hikaye güzeldi...