25 Ekim 2010 Pazartesi

O 1 Golü Atamamak

Fenerbahçe geçen sezonu son 10 maçta (ankaraspor hariç) sadece 1 gol yiyerek kapattığında bunun Fenerbahçe adına bir rekor olduğunu ve muhtemelen(araştırmadım,üşendim,fark etmez dedim) liglerde de bir rekor olduğunu ve bu rekora rağmen yenilen o tek golün nasıl olup da şampiyonluğu götürdüğünü yaz boyu düşündüm.

Bir yaz gecesinde "sorun yenen golde değil" dedim ,"Sorun atamadığımız o bir golde".
"Ne fark eder ? 1 gol yememek  veya 1 gol daha atmak .Her ikisi de aynı kapıya çıkar.Basit bir matematik bu" diyenler fena halde yanılıyorlar diye düşündüm ve hala aynı fikirdeyim.

Sahanızda gol yersiniz ama o bir fazla golü atarsınız.

26 yıldır Kadıköy'de maç seyreden biri olarak bazen taraftarın, bazen takımın veya sadece bir oyuncunun bazen de antrenörün o 1 golü ilave bir eforla attırdığına çok şahit oldum.Ne kadar isterse istesin taraftar ,oyuncu,yönetim,teknik ekip skorun üzerine yatmaya çalışırken o ilave eforu göstermezler gösteremezler...

Yaz biterken Fenerbahçe benim bu teorimi desteklemeye devam etti.
Young Boys ve Paok maçlarında da o 1 golü iki defa daha atamadık.

Sonbahar'da önce Beşiktaş'a karşı o 1 golü atamadık.
Sonbahar biterken kendi sahamızda 5.önemli maçta Galatasaray'a atamadığımız o 1 golle sayı da 5'e çıktı.

6.maç var mı kaldı mı bilemiyorum.İnşallah kalmamıştır,İnşallah 6.maç olmaz...

18 Ekim 2010 Pazartesi

Yenilerek Kadıköy'e Gelmesi Galatasaray'a Avantaj Mı ?

"Abicim yenildiğimiz bir yerde çok iyi oldu.Kadıköy'e artık mutlak galibiyet parolasıyla gideceğiz"
..
..
Futbol istatistikleri  (100 büyük Türk düşünüründen Fatih Terim "istatistik bir bilim değildir" dese de...) bize ışık tutabilecek bilgiler veriyor.Elbette ,hayat istatistiklere en büyük çalımları atıyor ,o da standart sapma oluyor !

Yenilmemleri kötü oldu diyen Fenerbahçelilere,yenilmemiz iyi oldu diyen Galatasaraylılara bir bilgiyi aşağıda sunalım.Galatasaray Kadıköy'e yenerek,yenilerek veya berabere kalarak geldiğinde ne gibi farklar olmuş hep beraber görelim.

2000-2001

30.Hafta Galatasaray-Adana 4-1
31.Hafta Fenerbahçe-Galatasaray 2-1

2001-2002
22.Hafta Galatasaray-Malatya 1-0
23.Hafta Fenerbahçe-Galatasaray 1-0

2002-2003
11.Hafta Galatasaray-Göztepe 3-1
6.Hafta (erteleme)Fenerbahçe-Galatasaray 6-0

2003-2004
22.Hafta Galatasaray-Konya 2-1
23.Hafta Fenerbahçe-Galatasaray 2-1

2004-2005
32.Hafta Galatasaray-Gençlerbirliği 1-2
33.Hafta Fenerbahçe-Galatasaray 1-0

2005-2006
30.Hafta Galatasaray-Rize 4-0
31.Hafta Fenerbahçe-Galatasaray 4-0

2006-2007
15.Hafta Galatasaray-Sivas 3-1
16.Hafta Fenerbahçe-Galatasaray 2-1

2007-2008
14.Hafta Galatasaray-IBB 2-2
15.Hafta Fenerbahçe-Galatasaray 2-0

2008-2009
9.Hafta Galatasaray-G.Antep 3-1
10.Hafta Fenerbahçe-Galatasaray 4-1

2009-2010
9.Hafta Galatasaray-Trabzon 4-3
10.Hafta Fenerbahçe-Galatasaray 3-1

14 Ekim 2010 Perşembe

Ah Abicim Ya,Emir Son Hücumda Oynamaz Mı Ya ?

"Evet polisim antrenör değilim ,ama özgüvenim ve futbol bilgimle bu kulübe faydam olacaksa o an şu andır" deyip Mustafa Denizli'ye taktik veren polisin görüntüsü  "hepimiz biliriz hepimiz anlarız,atla deve değil" ilkesinin  özetidir aslında...

Basketbol seyircisinin durumuysa daha avantajlı .
Salonda sesini duyurmak kolay !

Tabii basketbol seyircisi demişken " al semih'i biraz smaç yapalım be,bu tanyeiç manyak yaaa" diyen adamdan tutun, dün "Ya kaya gibi adamı aldık niye oynatmıyoruz,al oyuna,rakibi de tanıyor" diyen abimize geniş bir bilgi hazinesinden söz ettiğimizi de unutmayalım...Hele altyapı maçlarında ,2lig maçlarında sporcu yakınlarının,camia abilerinin yorumlarını duyan sağlıklı bir adam asla basketbol koçu olmaz !

"Vır vır yazdın ama sen ne biliyorsun kardeşim" derseniz orada duracaksınız,seyrettiğim canlı maç adedi yazıyı okuyan herhangi birinin yaşının 10 katıdır :-)

Fenerbahçeli kimliğimle son 1-5-15 yılda kaybedilişini gördüğüm farklı branşlarda irili ufaklı final maçı sayısı standart bir Fenerbahçeli ile aynıdır (zira o da manyakça tüm bu finalleri seyretmiştir)
..
..
Kupa maçlarını seyrettiğimde "bu Efes'i havada karada yeneriz" dedim.
Maç günü ,kadroların yazılı olduğu koltuğumuza bırakılmış broşüre(broşürü katlayıp hatıra diye cebime koydum.Aslında katlamam ama sığmadı)  bakınca "hiç uzunları yok bu iş sandığımdan da kolay olacak galiba" dedim.
İlk periyod yüzde bir milyon haklı çıktım...

Neyse gelelim maçı niye kaybettik sorusunun cevabına.

Bir.O günkü form durumu  nasıl olursa olsun, maç sonununda sahada bulundurulacak isimleri bir peçeteye yazıp hocaya versem ilk olarak Emir'i yazarım,"gerini siz tamamlayın" hocam derim...

İki.Lavrinoviç ve Tomas bu sezon Euroleague dahil  hiç bir maçta bir daha toplam 10 sayıdan az atmazlar,buraya not düşüyorum(İsteyen kaya peker'i de "identity element" olarak listeye ekleyebilir)

6 Ekim 2010 Çarşamba

Hiç Mi Yok ?

İlk golüm 1979 TSYD'de Raşit'in attığı gol.
Son golüm 2010'da Güiza kardeşimizin topuk golü (ki  teorik olarak Sabri'nin hat-trick yapması ile eşdeğerdir)

Her Galatasaray maçı için mutlaka birisi,  haftalar ,aylar öncesinden arar "Aman abi Galatasaray maçına bilet" der.Söz verirsiniz.Siz unutsanız onlar unutmaz "Abi çıkıyor-Abi çıkmış-Bitmez değil mi -Ya alamazsak-Abi yine ben ,alabildiniz mi ? "

Biletler çıkar çıkmaz alıp ona haber verirsiniz...O da müjdeyi oğluna,arkadaşına,sevgilisine verir.
Kalkar İstanbul'a gelirler...

Bazen yıllar önce maça gittiğiniz bir dostunuz oğluyla gelir.Maç öncesi stat önünde siz sohbet ederken oğlu kısık sesle  "Hadi baba geç kalmayalım" der.O duyguyu iyi bilirsiniz,bir şeyleri kaçırmamak ,erkenden girmek...

"Kadıköy'de bir Galatasaray maçını seyrettim" diyebilmek ,yıllar sonra bir sohbet sırasında "ben ordaydım oğlum" diye hava atmak...

Bugün yine bilet alırken aynı sözler.

Nasıl bitti ?
Hiç mi yok ?

Derin ve tarifsiz üzüntü.

"Kaç paraysa Kongre üyesi olacağım " sözü.
"Karaborsadan da olsa bulurum" meydan okuması.

En sonunda ,tüm biletler tükendi diye mutlu olup "Helal Olsun be" sözünü duyduğunuz an
klasik "Fenerbahçeli Olmak anlatılmaz,yaşanır" sözünün  MPEG görüntüsüdür.

29 Eylül 2010 Çarşamba

19,5 Sene Sonra Ali Sami Yen'de penaltı kazanmak

4 Mayıs 1991 Galatasaray Fenerbahçe'yi 4-1 yeniyor.

Galatasaray 4-0 öndeyken ,Yusuf Rıdvan'ı ceza alanı içinde "balta gibi dalarak" düşürüyor.

Rıdvan sakatlanıyor (ve yine ameliyat oluyor) Yusuf'un hareketi için maçın hakemi Ülkü Tırpancı sarı kartı yeterli buluyor.

Penaltı atışını Aykut Kocaman gole çeviriyor.

Rıdvan'ın sakatlığı sonucu Fenerbahçe oyunucu değişiklik haklarını tamamladığı için son 13 dakikayı 10 kişi oynuyor.

Yusuf maç sonunda büyük tepki görüyor vs vs

Fenerbahçe adına o talihsiz güne tanıklık edenler Fenerbahçe'nin bir sonraki penaltı için  19,5 sene bekleyeceğini onu da Galatasaray'a karşı değil de Kasımpaşa'ya karşı kullanacağını tahmin etmişler midir ?

"Abicim Fener hep kollanıyor,Alenka elle gol atmadı mı Konya'da ? "

Not: 4 Mayıs 1991'den bugüne başka penaltı var mı diye benimle kafa patlatan ,arşiv tarayan Ziya Aktürer ve Mustafa Güney'e teşekkürler.

15 Eylül 2010 Çarşamba

So Tired-Ozzy Osbourne


"En güzel slow şarkılardan bir kaset hazırlamak"
-iyi ama hangi şarkılar olacak, sadece rock mı ?
-kaseti kim dinleyecek, kendim için mi yoksa hediye mi edeceğim ? (ya kız hiç o tarzı sevmiyorsa ?)
-konser kayıtları da olmalı mı ?
-90lık mı, 60lık mı, 46lık mı ? (90lık bayar gibime geldi)
-kayıtları plaktan mı CD'den mi yapmalı ?
-TDK Chrome mu, Raks mı ? (Yoksa o kromlu SONY mi ? Yıllardır bekliyor, bu kıza değer. Değer mi ?)
-araya bir Türkçe şarkı da eklesem mi ?
-aynı topluluktan kaç şarkı olacak veya olacak mı ? (her iki yüzde bir tane olabilir sanki)
-peki, sıralama nasıl olacak ?

Hepsi zor sorular. En yakın arkadaşınız ile tartışsanız çözüm bulamayacağınız gibi en yakın arkadaşınız "yakın arkadaşlarınız" seviyesine gerileyebilir...Tanımadığınız ve konuya uzak biriyle konuşsanız manyaklığınızı tesciller...

Tüm bu sorular içinde bir başka bela soru daha var:
-A yüzünde ilk şarkı hangisi olacak ?
Öyle ya, açılış şarkısı çok önemlidir.
Nefis bir kasetin ilk şarkısı olarak seçilecek hatalı bir şarkı bir anda kasedi nefis olmaktan çıkarır !

İşte orada her zaman "So Tired"i gönül rahatlığıyla ilk sıraya koydum.

Ozzy abi'yi banvit-keskinoğlu düşmanı hareketlerinden ötürü duymuş, bombardıman  tadındaki şarkılarını 1-2 kez dinleyip beğenmemiş ama SO TIRED'ı ilk dinlediğimde tüm zamanlar için gönül rahatlığıyla ebedi açılış şarkısı yapabileceğimi anlamıştım...

So tired, küstüğümde, küstüğünde, aşık olduğumda, kırıldığımda, yorulduğumda, yeni başladığımda, Galatasaray'a koyduğumuzda, -dünya hali-Galatasaray yendiğinde "günün anlam ve önemini" anlatmakta o melankolik havasıyla veya o melankolik havasına rağmen hiç sıkıntı çekmedi.

Bazı şarkılar çok dinlenirse büyüsü kaçar diye düşünürüm. Wasted Time-Eagles, Babe-Styx , Yalnızlık Ömür Boyu-MFÖ, Stay-Ray-Goodman;Brown, Saturday Night-Eagles, Never Say Goodbye-Bonjovi ilk aklıma gelenler. So Tired için öyle bir endişem hiç olmadı...

Hayatımın her alanında  "And half a love that just isn't enough" sözüne hep sadık kalmak için çaba gösterdim.

Fenerbahçe'ye kırgın değilim.
Ben kırılırsam kimse kalmaz düşüncesi yıllardır milyonlarca insan gibi benim de peşimde ama çok yorgunum...
ve
Beşiktaş maçından başlayarak 3 galibiyet alsak yorgunluğumu unutacak kadar fırıldakım :-)

6 Eylül 2010 Pazartesi

İlk maçında kupa kazanan adam:Serkan Kırıntılı

Soyadı büfe ismini çağrıştıran,yüzü fena halde Kezman'a benzeyen Serkan Kırıntılı kariyerinin 2.profesyonel maçını 19 yaşındayken Adanaspor formasıyla Fenerbahçe'ye karşı oynamıştı.

Tarih 27 Mart 2004,gündüz maçı.

Fenerbahçe Adana'daki maçta 1-0 yenik durumu düşüp bol pozisyon verip Nobre'nin golleriyle  maçı çok zor çevirip 2-1 almış,ömrümüzden ömür gitmişti... O gün itibariyle 19 yaşındaki Serkan'ı, performansı ve kendine güveni ile zihnimdeki twitter'de "takip ettiklerim" arasına katmıştım.

Serkan Adanaspor'dan sonra her futbolcu için oynaması en tehlikeli kulüplerden biri olan Ankaragücü'ne geçti.Orada taraftar(!) ile arası açıldı.

Geçen sezon kendi kalecisi dahil tüm kalecilerin Fenerbahçe maçlarında yediği gollere "tuhaf" diyerek şike yapıldığını ima eden Adnan Polat ve benzerleri sayesinde Ankaragücü taraftarı ile sevgisi daha da depreşti !

Hayatta her şey kısmet !

Geçen yıl şampiyon olsaydık Serkan Kırıntılı Fenerbahçe'ye gelip tüm dedikodularla boğuşmayı göze alır mıydı ?

İlk maçında kupa kazananlardan biri olarak ilginç bir rekor sahibi olan Serkan Kırıntılı hayırlı olsun.

Bonservis ödemeden oyuncu almayan ama bonservis bedeli almadan oyuncu vermeyi gelenek haline getiren Fenerbahçe Serkan Kırıntılı için ne kadar bonservis bedeli ödedi  veya ödedi mi ? Cevabını düşünmek bile yorucu...

20 Ağustos 2010 Cuma

Pergelin İğnesini Batırıp Bir Daire Çiziyorum...

Pergel denince aklıma ilkokul yıllarında kullandığım ,içindeki kadife bölümüne gömülü  "yedek parçalarıyla" ,yeşi gri kutusu içindeki -tahminen- fabel markalı gümüş renkli pergelim gelir(di).Pergel takımının (öyle denirdi) doğum günümde hediye geldiğini ,içine kurşun kalem bir vidayla sıkıştırılan pergel sahibi sınıf arkadaşlarıma hava attığımı da hatırlıyorum.

Yukarıda "gelirdi" dedim.
4 yıldır aklıma Deivid De Souza geliyor.

Elinize dev bir pergel alıp Deivid'in etrafına 1,5 metre yarı çapında bir daire çizdiğinizi düşünün.O daireden 2.1 metre yüksekliğinde bir silindirin yukarı çıktığını varsayın.

İşte Deivid, o silindirin herhangi bir noktasına gelen  topu yerinden hiç kımıldamadan ayağında,kafasında yumuşatma becerisine sahip bir oyuncumuzdu.Hareket halindeyken gelen pası yumuşutma becerisini es geçtiğim düşünülmesin.Anlatmak istediğim ,topu kontrol edeyim derken duvara çarpan tenis topu gibi ayağından topu açan/kaçıran nice forvetle farkını daha net anlatabilmek.

Kadife top hakimiyeti yanında bitirici şutları ,ver-kaçlardaki ver ve kaç görevlerini zekice, başarıyla uygulması ve tek vuruşlarıyla "her genç kızın rüyası zetina dikiş makinası" tadında çok nitelikli bir futbolcuydu.

Dizilişte Gökhan Gönül'ün önünde yer almasına rağmen ,kendini devlet memuru gibi sadece o kulvardan sorumlu hissetmeyip göbeğe,hatta sola kaçıp tekrar aynı ciddiyetle yerine geldiği pozisyonlar gözümün önünde.Gökhan'ın önünde ona yol açan bir kar küreme aracı vazifesi görüp defansı peşine taktığını ,Gökhan'ın onunla beraberken çizgiye kolayca indiğini de unutmadan yazayım.


Top rakipteyken topun arkasına geçmeyi de çok iyi bildiğini ,belki de Fenerbahçe'nin sistemi gereği öğrendiğini nice maçta gördük.

Peki bu kadar yetenekli bir oyuncuyu neden kadroda tutmadık ?

"Geçirdiği ağır sakatlık sonrası toparlanamadı" klişesinde doğruluk payı var mı ? Yok değil elbette ama az.

Güiza efendinin sakatlık geçirmemiş halinden daha diri ,Mehmet Topuz'un futbol bilgisinden daha parlak,Kazım'dan her koşulda daha ciddi ve en az Alex kadar yetenekli ve belki de verimli olmasına rağmen geçen sezon hatalı teknik ve idari kararla yabancı kontenjanına takıldı.Farklı mevkilerde oynama lüksüne rağmen forma şansı bulamadı. 

Hele hele "yeterince hırslı değildi" sözüne takımın geneline bakınca katılmak mümkün değil !



Yönetimin vefa örneği gösterip sakatlık haline rağmen sözleşmesini uzatıp aldığı ücrete yaptığı okkalı zam Deivid'in sonu oldu.Bu ücret karşılıklı anlaşılarak düşürülse Deivid kalabilir miydi bilinmez.Brezilya'da yıllık ne kadar kazanacak olabilir ki ?

Türkiye'de futbol tercihleri rasyonellikten çok uzak.Deivid geçen sezonki son Trabzonspor maçında gol atsaydı (ligdeki tek golü olmasına rağmen) gönderilir miydi ?

Fenerbahçe'nin oyuncu alma ve gönderme politikalarına akıl erdirmek ,sebep sonuç ilişkisi kurmak çok zor.

Gollerin ve üstün becerinle sevgiyle hatırlanacak adamsın Deivid De Souza...


12 Ağustos 2010 Perşembe

Fenerbahçe'nin Belalısı :Cenk İşler !


Bir futbolcu kariyeri boyunca kaç kere sizin takımınıza gol atar ? 

Mesela Hakan Şükür Fenerbahçe karşısına çok çıkmıştır (47 maç), ensesiyle bile gol atmıştır (hatta bilerek eğildim ve ensemle attım demiştir,ki bu lafı bile ayrı bir yazı konusudur) Toplam da Fenerbahçe 'ye ligde 9 golü vardır (Lig+Kupa+TSYD ve diğer maçlar toplamı 21)

Peki bir futbolcu kaç farklı formayla çıkıp size gol atabilir ?

İki bilemedin üç.Hakan Şükür örneğinden gidersek toplam 21 golünü 3 ayrı formayla atmıştır.


Gezici santrafor tanımına "cuk oturan" Cenk İşler kolay kırılmayacak  bir rekora sahip.

4 büyükler Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzon'a farklı formalarla lig ve kupada tam 35 gol atmış !

Aslan payını Fenerbahçe'ya ayırmış.

Adanaspor formasıyla 4 gol
İstanbulspor formasıyla 1 gol
Konyaspor formasıyla 3 gol
Ankaragücü formasıyla 1 gol
Kayseri Erciyes formasıyla 2 gol
Kasımpaşa formasıyla 1 gol

Özetle 6 farklı takımla 12 gol !

Galatasaray'a 3 farklı formayla 8 gol,
BJK'a 5 farklı formayla 7 gol ,
Trabzonspor'a 4 farklı formayla 8 gol attığı notunu da meraklısı için yazayım.

Klasik taraftar söylemiyle :"Hadi Aziz Başkan,transfer mevsimi bitmeden al şu Cenk'i ,bitir bu çileyi..."

16 Temmuz 2010 Cuma

Fenerbahçe 30 yıldır Galatasaray'ı yenemiyor !

6 Kasım 2002 tarihindeki maçın devre arasında Hasan Şaş arkadaşlarına moral vermek için "vallahi bir şey yok bunlarda" diyordu,sonrası malum.İshalken gazoz içmemek gerek...

Galatasaray Fenerbahçe'yi niye yenemiyor veya Galatasaray penceresinden bakınca "niye Fener'e şansı  tutmuyor ?" Zor soru !

Galatasaray ve Fenerbahçe pek özel maç yapmazlar.
Yaparlarsa da, "cam çerceve inerse bize zararı olmasın" diye uzakta Almanya'da yaparlar.
1996'daki Gurbet Kupası maçından beri de özel maç yapmadılar.

TSYD,Donanma Kupası,Başbakanlık,Cumhurbaşkanlığı geleneksel kupalar,bence özel maç sayılmaz.
Eminim Galatasaraylılar da benle aynı fikirdedir.Neden mi ?

3 Ağustos 1980'de Fenerbahçe Vatan Kupasında Galatasaray'ı 3-2 yener


Bu maçtan sonra Galatasaray, tam 30 yıldır Fenerbahçe'ye özel maçlarda yenilmemiş !
Yani üzerlerinde stres olmayınca Galatasaray gerçek gücünü gösteriyor,sarı kırmızı/turuncu/mor formasının hakkını veriyor.Yukarıdaki sorunun cevabını da bulmuş olduk...

Bakalım haftaya ne olacak ?
"Özelde Galatasaray Genelde Fenerbahçe " dengesi bozulacak mı ?

Meraklısına not :Son 30 yıldaki toplam özel maç sayısı 5 olup,4 tanesi berabere bitmiş,birini Galatasaray kazanmıştır !

Yazarın maç sonrası notu : Galatasaray rekoru koruyamadı...

9 Temmuz 2010 Cuma

"Ahtapot'a Güveniyoruz,Metrobüs'e biniyoruz"


Kahin Ahtapot Paul’ün  2010-2011 futbol sezonumuza etkileri neler olacak ?

İşte Tam Liste !

Böyle  tırışkadan bir konuya ilk Telegol'un dahil olacağını tahmin etmek kolay ! Stüdyo’ya dev bir akvaryumun içine ahtapot konulacak .Çekimler onun önünde yapılacak ,8 kol adını verdikleri  ahtapota tahminler yaptırılacak.Gökmen ,2 program sonra ahtapot’un değiştirildiğini söyleyecek.Serhat Ulueren Ethica hastanesinden 8kol’un değişmediğini gösteren DNA testi sonuçlarını açıklayacak.

Fanatik gazetesi kendi ahtapotu “ahtapot selim” e at yarışı ve iddia tahminleri yaptıracak.
Beşiktaş tribünleri “deniz hayvanını yerim,tahminini yemem” pankartı açacak.

Vatan gazetesi bir akvaryuma Rijkaard,Schuster ve Aykut’un bulunduğu kavanozlar koyup “Önce kim gidecek ?” araştırması yapacak,tabii Aykut çıkacak !

Digiturk ,müzik ve radyo kanallarının bulunduğu balıklı görüntüye ahtapot ekleyecek.Dsmart ahtapot-tv’yi kurup HD yayına geçecek,CL ligi maçları buradan şifreli yayınlanacak.Tepkiler üzerine Bursaspor maçları şifresiz Fenerbahçe'ninki şifreli olacak.

Mehmet Çitçi,Marca gazetesine dayanarak yaptığı haberde Aziz Yıldırım’ın İspanya’nın en büyük ahtapot çiftliğinin hisselerini aldığını yazacak.Fenerbahçe resmi sitesi “Sayın başkanımızın ahtapot çiftliği olmadığı gibi ,herhangi bir çiftliği de yoktur.Son günlerde Fenerbahçe’nin Aziz Yıldırım’ın çiftliği olduğu haberlerini yapanlar hakkında kanuni işlem başlatılacaktır.Kamuoyuna saygıyla duyururuz” diyecek.

Reha Muhtar balıkadam kıyafeti giyip Turkuazoo’daki dev ahtapot ile canlı yayında top oynayacak.

Trabzonlu taraftarlar denizden yakaladıkları ve Temel -III adını verdikleri ahtapot’u yan hakeme atınca oyun duracak,yan hakemin yüzündeki vantuz çıkarılınca maça devam edecek.

Melih Gökçek karada yaşayan Ankara Ahtapot’unu yetiştirdiklerini açıklayacak.Haber yalan çıkacak.

Erman Toroğlu “ahtapotun sadece salatası iyi olur.Bak ahtapot dedin de, adamın biri kızla parkta otururken “keşke ahtapot olsam,8 kolum olsa da sana öyle sarılsam” deyince kız “sen önce elindeki iki kolu kullan yeter” demiş.8 kol ne demek yaw ,grup mu var ? 8 kol anca grup sekste olur” deyince RTÜK’ten uyarı alacak.

Dünyanın en büyük ahtapot'unu ,Atlanta'daki "Georgia Aquarium" dan satın almak için 3 büyükler kıyasıya savaşacak.Beşiktaş görüşmelerin başladığını ahtapot ile anlaştıklarını akvaryum sahibi ile görüşmelerin sürdüğünü borsaya bildirecek.Galatasaray,TOKİ'den Seyrantepe'nin önüne dev akvaryum yapılıp içine de ahtapotun konmasını isteyecek.FBTV'den  "Dev ahtapot Fenerbahçemiz'de" alt yazısı geçecek. Güiza + 2m Euro'ya dev ahtapot Türkiye'ye gelecek.Faruk Ilgaz tesislerine konulacak.

Galatasaray-Fenerbahçe maçından önce Digiturk kahin ahtapot Paul’e sonucu soracak.Saat başı canlı yayında Şansal Büyüka :”Şimdi Bahri’ye bağlanıyoruz,Bahri kulağın deliktir senin,var mı bir gelişme ?” diyecek.Sonuç “Galatasaray Kazanır” çıkınca ,Galatasaray taraftarları Fenerbahçe maçından önce “Ahtapot’a güveniyoruz,Metrobüse biniyoruz” pankartı açacaklar,Fenerbahçe maçı 3-1 kazanacak…

1 Temmuz 2010 Perşembe

Espri?

- Aykut sezon sonunda Fenerbahçe şampiyon olamazsa ne der?
- I couldn't

Keşke herşey o kadar basit olsa...