4 Mayıs 1991 Galatasaray Fenerbahçe'yi 4-1 yeniyor.
Galatasaray 4-0 öndeyken ,Yusuf Rıdvan'ı ceza alanı içinde "balta gibi dalarak" düşürüyor.
Rıdvan sakatlanıyor (ve yine ameliyat oluyor) Yusuf'un hareketi için maçın hakemi Ülkü Tırpancı sarı kartı yeterli buluyor.
Penaltı atışını Aykut Kocaman gole çeviriyor.
Rıdvan'ın sakatlığı sonucu Fenerbahçe oyunucu değişiklik haklarını tamamladığı için son 13 dakikayı 10 kişi oynuyor.
Yusuf maç sonunda büyük tepki görüyor vs vs
Fenerbahçe adına o talihsiz güne tanıklık edenler Fenerbahçe'nin bir sonraki penaltı için 19,5 sene bekleyeceğini onu da Galatasaray'a karşı değil de Kasımpaşa'ya karşı kullanacağını tahmin etmişler midir ?
"Abicim Fener hep kollanıyor,Alenka elle gol atmadı mı Konya'da ? "
Not: 4 Mayıs 1991'den bugüne başka penaltı var mı diye benimle kafa patlatan ,arşiv tarayan Ziya Aktürer ve Mustafa Güney'e teşekkürler.
29 Eylül 2010 Çarşamba
15 Eylül 2010 Çarşamba
So Tired-Ozzy Osbourne
"En güzel slow şarkılardan bir kaset hazırlamak"
-iyi ama hangi şarkılar olacak, sadece rock mı ?
-kaseti kim dinleyecek, kendim için mi yoksa hediye mi edeceğim ? (ya kız hiç o tarzı sevmiyorsa ?)
-konser kayıtları da olmalı mı ?
-90lık mı, 60lık mı, 46lık mı ? (90lık bayar gibime geldi)
-kayıtları plaktan mı CD'den mi yapmalı ?
-TDK Chrome mu, Raks mı ? (Yoksa o kromlu SONY mi ? Yıllardır bekliyor, bu kıza değer. Değer mi ?)
-araya bir Türkçe şarkı da eklesem mi ?
-aynı topluluktan kaç şarkı olacak veya olacak mı ? (her iki yüzde bir tane olabilir sanki)
-peki, sıralama nasıl olacak ?
Hepsi zor sorular. En yakın arkadaşınız ile tartışsanız çözüm bulamayacağınız gibi en yakın arkadaşınız "yakın arkadaşlarınız" seviyesine gerileyebilir...Tanımadığınız ve konuya uzak biriyle konuşsanız manyaklığınızı tesciller...
Tüm bu sorular içinde bir başka bela soru daha var:
-A yüzünde ilk şarkı hangisi olacak ?
Öyle ya, açılış şarkısı çok önemlidir.
Nefis bir kasetin ilk şarkısı olarak seçilecek hatalı bir şarkı bir anda kasedi nefis olmaktan çıkarır !
İşte orada her zaman "So Tired"i gönül rahatlığıyla ilk sıraya koydum.
Ozzy abi'yi banvit-keskinoğlu düşmanı hareketlerinden ötürü duymuş, bombardıman tadındaki şarkılarını 1-2 kez dinleyip beğenmemiş ama SO TIRED'ı ilk dinlediğimde tüm zamanlar için gönül rahatlığıyla ebedi açılış şarkısı yapabileceğimi anlamıştım...
So tired, küstüğümde, küstüğünde, aşık olduğumda, kırıldığımda, yorulduğumda, yeni başladığımda, Galatasaray'a koyduğumuzda, -dünya hali-Galatasaray yendiğinde "günün anlam ve önemini" anlatmakta o melankolik havasıyla veya o melankolik havasına rağmen hiç sıkıntı çekmedi.
Bazı şarkılar çok dinlenirse büyüsü kaçar diye düşünürüm. Wasted Time-Eagles, Babe-Styx , Yalnızlık Ömür Boyu-MFÖ, Stay-Ray-Goodman;Brown, Saturday Night-Eagles, Never Say Goodbye-Bonjovi ilk aklıma gelenler. So Tired için öyle bir endişem hiç olmadı...
Hayatımın her alanında "And half a love that just isn't enough" sözüne hep sadık kalmak için çaba gösterdim.
Fenerbahçe'ye kırgın değilim.
Ben kırılırsam kimse kalmaz düşüncesi yıllardır milyonlarca insan gibi benim de peşimde ama çok yorgunum...
ve
Beşiktaş maçından başlayarak 3 galibiyet alsak yorgunluğumu unutacak kadar fırıldakım :-)
6 Eylül 2010 Pazartesi
İlk maçında kupa kazanan adam:Serkan Kırıntılı
Soyadı büfe ismini çağrıştıran,yüzü fena halde Kezman'a benzeyen Serkan Kırıntılı kariyerinin 2.profesyonel maçını 19 yaşındayken Adanaspor formasıyla Fenerbahçe'ye karşı oynamıştı.
Tarih 27 Mart 2004,gündüz maçı.
Fenerbahçe Adana'daki maçta 1-0 yenik durumu düşüp bol pozisyon verip Nobre'nin golleriyle maçı çok zor çevirip 2-1 almış,ömrümüzden ömür gitmişti... O gün itibariyle 19 yaşındaki Serkan'ı, performansı ve kendine güveni ile zihnimdeki twitter'de "takip ettiklerim" arasına katmıştım.
Serkan Adanaspor'dan sonra her futbolcu için oynaması en tehlikeli kulüplerden biri olan Ankaragücü'ne geçti.Orada taraftar(!) ile arası açıldı.
Geçen sezon kendi kalecisi dahil tüm kalecilerin Fenerbahçe maçlarında yediği gollere "tuhaf" diyerek şike yapıldığını ima eden Adnan Polat ve benzerleri sayesinde Ankaragücü taraftarı ile sevgisi daha da depreşti !
Hayatta her şey kısmet !
Geçen yıl şampiyon olsaydık Serkan Kırıntılı Fenerbahçe'ye gelip tüm dedikodularla boğuşmayı göze alır mıydı ?
İlk maçında kupa kazananlardan biri olarak ilginç bir rekor sahibi olan Serkan Kırıntılı hayırlı olsun.
Bonservis ödemeden oyuncu almayan ama bonservis bedeli almadan oyuncu vermeyi gelenek haline getiren Fenerbahçe Serkan Kırıntılı için ne kadar bonservis bedeli ödedi veya ödedi mi ? Cevabını düşünmek bile yorucu...
Tarih 27 Mart 2004,gündüz maçı.
Fenerbahçe Adana'daki maçta 1-0 yenik durumu düşüp bol pozisyon verip Nobre'nin golleriyle maçı çok zor çevirip 2-1 almış,ömrümüzden ömür gitmişti... O gün itibariyle 19 yaşındaki Serkan'ı, performansı ve kendine güveni ile zihnimdeki twitter'de "takip ettiklerim" arasına katmıştım.
Serkan Adanaspor'dan sonra her futbolcu için oynaması en tehlikeli kulüplerden biri olan Ankaragücü'ne geçti.Orada taraftar(!) ile arası açıldı.
Geçen sezon kendi kalecisi dahil tüm kalecilerin Fenerbahçe maçlarında yediği gollere "tuhaf" diyerek şike yapıldığını ima eden Adnan Polat ve benzerleri sayesinde Ankaragücü taraftarı ile sevgisi daha da depreşti !
Hayatta her şey kısmet !
Geçen yıl şampiyon olsaydık Serkan Kırıntılı Fenerbahçe'ye gelip tüm dedikodularla boğuşmayı göze alır mıydı ?
İlk maçında kupa kazananlardan biri olarak ilginç bir rekor sahibi olan Serkan Kırıntılı hayırlı olsun.
Bonservis ödemeden oyuncu almayan ama bonservis bedeli almadan oyuncu vermeyi gelenek haline getiren Fenerbahçe Serkan Kırıntılı için ne kadar bonservis bedeli ödedi veya ödedi mi ? Cevabını düşünmek bile yorucu...
20 Ağustos 2010 Cuma
Pergelin İğnesini Batırıp Bir Daire Çiziyorum...
Pergel denince aklıma ilkokul yıllarında kullandığım ,içindeki kadife bölümüne gömülü "yedek parçalarıyla" ,yeşi gri kutusu içindeki -tahminen- fabel markalı gümüş renkli pergelim gelir(di).Pergel takımının (öyle denirdi) doğum günümde hediye geldiğini ,içine kurşun kalem bir vidayla sıkıştırılan pergel sahibi sınıf arkadaşlarıma hava attığımı da hatırlıyorum.Yukarıda "gelirdi" dedim.
4 yıldır aklıma Deivid De Souza geliyor.
Elinize dev bir pergel alıp Deivid'in etrafına 1,5 metre yarı çapında bir daire çizdiğinizi düşünün.O daireden 2.1 metre yüksekliğinde bir silindirin yukarı çıktığını varsayın.
İşte Deivid, o silindirin herhangi bir noktasına gelen topu yerinden hiç kımıldamadan ayağında,kafasında yumuşatma becerisine sahip bir oyuncumuzdu.Hareket halindeyken gelen pası yumuşutma becerisini es geçtiğim düşünülmesin.Anlatmak istediğim ,topu kontrol edeyim derken duvara çarpan tenis topu gibi ayağından topu açan/kaçıran nice forvetle farkını daha net anlatabilmek.
Kadife top hakimiyeti yanında bitirici şutları ,ver-kaçlardaki ver ve kaç görevlerini zekice, başarıyla uygulması ve tek vuruşlarıyla "her genç kızın rüyası zetina dikiş makinası" tadında çok nitelikli bir futbolcuydu.
Dizilişte Gökhan Gönül'ün önünde yer almasına rağmen ,kendini devlet memuru gibi sadece o kulvardan sorumlu hissetmeyip göbeğe,hatta sola kaçıp tekrar aynı ciddiyetle yerine geldiği pozisyonlar gözümün önünde.Gökhan'ın önünde ona yol açan bir kar küreme aracı vazifesi görüp defansı peşine taktığını ,Gökhan'ın onunla beraberken çizgiye kolayca indiğini de unutmadan yazayım.
Top rakipteyken topun arkasına geçmeyi de çok iyi bildiğini ,belki de Fenerbahçe'nin sistemi gereği öğrendiğini nice maçta gördük.
Peki bu kadar yetenekli bir oyuncuyu neden kadroda tutmadık ?
"Geçirdiği ağır sakatlık sonrası toparlanamadı" klişesinde doğruluk payı var mı ? Yok değil elbette ama az.
Güiza efendinin sakatlık geçirmemiş halinden daha diri ,Mehmet Topuz'un futbol bilgisinden daha parlak,Kazım'dan her koşulda daha ciddi ve en az Alex kadar yetenekli ve belki de verimli olmasına rağmen geçen sezon hatalı teknik ve idari kararla yabancı kontenjanına takıldı.Farklı mevkilerde oynama lüksüne rağmen forma şansı bulamadı.
Hele hele "yeterince hırslı değildi" sözüne takımın geneline bakınca katılmak mümkün değil !
Yönetimin vefa örneği gösterip sakatlık haline rağmen sözleşmesini uzatıp aldığı ücrete yaptığı okkalı zam Deivid'in sonu oldu.Bu ücret karşılıklı anlaşılarak düşürülse Deivid kalabilir miydi bilinmez.Brezilya'da yıllık ne kadar kazanacak olabilir ki ?
Türkiye'de futbol tercihleri rasyonellikten çok uzak.Deivid geçen sezonki son Trabzonspor maçında gol atsaydı (ligdeki tek golü olmasına rağmen) gönderilir miydi ?
Fenerbahçe'nin oyuncu alma ve gönderme politikalarına akıl erdirmek ,sebep sonuç ilişkisi kurmak çok zor.
Gollerin ve üstün becerinle sevgiyle hatırlanacak adamsın Deivid De Souza...
12 Ağustos 2010 Perşembe
Fenerbahçe'nin Belalısı :Cenk İşler !
Bir futbolcu kariyeri boyunca kaç kere sizin takımınıza gol atar ?
Mesela Hakan Şükür Fenerbahçe karşısına çok çıkmıştır (47 maç), ensesiyle bile gol atmıştır (hatta bilerek eğildim ve ensemle attım demiştir,ki bu lafı bile ayrı bir yazı konusudur) Toplam da Fenerbahçe 'ye ligde 9 golü vardır (Lig+Kupa+TSYD ve diğer maçlar toplamı 21)
Peki bir futbolcu kaç farklı formayla çıkıp size gol atabilir ?
İki bilemedin üç.Hakan Şükür örneğinden gidersek toplam 21 golünü 3 ayrı formayla atmıştır.
Gezici santrafor tanımına "cuk oturan" Cenk İşler kolay kırılmayacak bir rekora sahip.
4 büyükler Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzon'a farklı formalarla lig ve kupada tam 35 gol atmış !
Aslan payını Fenerbahçe'ya ayırmış.
Adanaspor formasıyla 4 gol
İstanbulspor formasıyla 1 gol
Konyaspor formasıyla 3 gol
Ankaragücü formasıyla 1 gol
Kayseri Erciyes formasıyla 2 gol
Kasımpaşa formasıyla 1 gol
Özetle 6 farklı takımla 12 gol !
Galatasaray'a 3 farklı formayla 8 gol,
BJK'a 5 farklı formayla 7 gol ,
Trabzonspor'a 4 farklı formayla 8 gol attığı notunu da meraklısı için yazayım.
Klasik taraftar söylemiyle :"Hadi Aziz Başkan,transfer mevsimi bitmeden al şu Cenk'i ,bitir bu çileyi..."
Etiketler:
Aziz Yıldırım,
bky,
Cenk İşler,
Hakan Şükür
16 Temmuz 2010 Cuma
Fenerbahçe 30 yıldır Galatasaray'ı yenemiyor !
6 Kasım 2002 tarihindeki maçın devre arasında Hasan Şaş arkadaşlarına moral vermek için "vallahi bir şey yok bunlarda" diyordu,sonrası malum.İshalken gazoz içmemek gerek...
Galatasaray Fenerbahçe'yi niye yenemiyor veya Galatasaray penceresinden bakınca "niye Fener'e şansı tutmuyor ?" Zor soru !
Galatasaray ve Fenerbahçe pek özel maç yapmazlar.
Yaparlarsa da, "cam çerceve inerse bize zararı olmasın" diye uzakta Almanya'da yaparlar.
1996'daki Gurbet Kupası maçından beri de özel maç yapmadılar.
TSYD,Donanma Kupası,Başbakanlık,Cumhurbaşkanlığı geleneksel kupalar,bence özel maç sayılmaz.
Eminim Galatasaraylılar da benle aynı fikirdedir.Neden mi ?
Galatasaray Fenerbahçe'yi niye yenemiyor veya Galatasaray penceresinden bakınca "niye Fener'e şansı tutmuyor ?" Zor soru !
Galatasaray ve Fenerbahçe pek özel maç yapmazlar.
Yaparlarsa da, "cam çerceve inerse bize zararı olmasın" diye uzakta Almanya'da yaparlar.
1996'daki Gurbet Kupası maçından beri de özel maç yapmadılar.
TSYD,Donanma Kupası,Başbakanlık,Cumhurbaşkanlığı geleneksel kupalar,bence özel maç sayılmaz.
Eminim Galatasaraylılar da benle aynı fikirdedir.Neden mi ?
3 Ağustos 1980'de Fenerbahçe Vatan Kupasında Galatasaray'ı 3-2 yener
Bu maçtan sonra Galatasaray, tam 30 yıldır Fenerbahçe'ye özel maçlarda yenilmemiş !
Yani üzerlerinde stres olmayınca Galatasaray gerçek gücünü gösteriyor,sarı kırmızı/turuncu/mor formasının hakkını veriyor.Yukarıdaki sorunun cevabını da bulmuş olduk...
Bakalım haftaya ne olacak ?
"Özelde Galatasaray Genelde Fenerbahçe " dengesi bozulacak mı ?
Meraklısına not :Son 30 yıldaki toplam özel maç sayısı 5 olup,4 tanesi berabere bitmiş,birini Galatasaray kazanmıştır !
Yazarın maç sonrası notu : Galatasaray rekoru koruyamadı...
9 Temmuz 2010 Cuma
"Ahtapot'a Güveniyoruz,Metrobüs'e biniyoruz"
Kahin Ahtapot Paul’ün 2010-2011 futbol sezonumuza etkileri neler olacak ?
İşte Tam Liste !
Böyle tırışkadan bir konuya ilk Telegol'un dahil olacağını tahmin etmek kolay ! Stüdyo’ya dev bir akvaryumun içine ahtapot konulacak .Çekimler onun önünde yapılacak ,8 kol adını verdikleri ahtapota tahminler yaptırılacak.Gökmen ,2 program sonra ahtapot’un değiştirildiğini söyleyecek.Serhat Ulueren Ethica hastanesinden 8kol’un değişmediğini gösteren DNA testi sonuçlarını açıklayacak.
Fanatik gazetesi kendi ahtapotu “ahtapot selim” e at yarışı ve iddia tahminleri yaptıracak.
Beşiktaş tribünleri “deniz hayvanını yerim,tahminini yemem” pankartı açacak.
Vatan gazetesi bir akvaryuma Rijkaard,Schuster ve Aykut’un bulunduğu kavanozlar koyup “Önce kim gidecek ?” araştırması yapacak,tabii Aykut çıkacak !
Digiturk ,müzik ve radyo kanallarının bulunduğu balıklı görüntüye ahtapot ekleyecek.Dsmart ahtapot-tv’yi kurup HD yayına geçecek,CL ligi maçları buradan şifreli yayınlanacak.Tepkiler üzerine Bursaspor maçları şifresiz Fenerbahçe'ninki şifreli olacak.
Mehmet Çitçi,Marca gazetesine dayanarak yaptığı haberde Aziz Yıldırım’ın İspanya’nın en büyük ahtapot çiftliğinin hisselerini aldığını yazacak.Fenerbahçe resmi sitesi “Sayın başkanımızın ahtapot çiftliği olmadığı gibi ,herhangi bir çiftliği de yoktur.Son günlerde Fenerbahçe’nin Aziz Yıldırım’ın çiftliği olduğu haberlerini yapanlar hakkında kanuni işlem başlatılacaktır.Kamuoyuna saygıyla duyururuz” diyecek.
Reha Muhtar balıkadam kıyafeti giyip Turkuazoo’daki dev ahtapot ile canlı yayında top oynayacak.
Trabzonlu taraftarlar denizden yakaladıkları ve Temel -III adını verdikleri ahtapot’u yan hakeme atınca oyun duracak,yan hakemin yüzündeki vantuz çıkarılınca maça devam edecek.
Melih Gökçek karada yaşayan Ankara Ahtapot’unu yetiştirdiklerini açıklayacak.Haber yalan çıkacak.
Erman Toroğlu “ahtapotun sadece salatası iyi olur.Bak ahtapot dedin de, adamın biri kızla parkta otururken “keşke ahtapot olsam,8 kolum olsa da sana öyle sarılsam” deyince kız “sen önce elindeki iki kolu kullan yeter” demiş.8 kol ne demek yaw ,grup mu var ? 8 kol anca grup sekste olur” deyince RTÜK’ten uyarı alacak.
Dünyanın en büyük ahtapot'unu ,Atlanta'daki "Georgia Aquarium" dan satın almak için 3 büyükler kıyasıya savaşacak.Beşiktaş görüşmelerin başladığını ahtapot ile anlaştıklarını akvaryum sahibi ile görüşmelerin sürdüğünü borsaya bildirecek.Galatasaray,TOKİ'den Seyrantepe'nin önüne dev akvaryum yapılıp içine de ahtapotun konmasını isteyecek.FBTV'den "Dev ahtapot Fenerbahçemiz'de" alt yazısı geçecek. Güiza + 2m Euro'ya dev ahtapot Türkiye'ye gelecek.Faruk Ilgaz tesislerine konulacak.
Galatasaray-Fenerbahçe maçından önce Digiturk kahin ahtapot Paul’e sonucu soracak.Saat başı canlı yayında Şansal Büyüka :”Şimdi Bahri’ye bağlanıyoruz,Bahri kulağın deliktir senin,var mı bir gelişme ?” diyecek.Sonuç “Galatasaray Kazanır” çıkınca ,Galatasaray taraftarları Fenerbahçe maçından önce “Ahtapot’a güveniyoruz,Metrobüse biniyoruz” pankartı açacaklar,Fenerbahçe maçı 3-1 kazanacak…
1 Temmuz 2010 Perşembe
Espri?
- Aykut sezon sonunda Fenerbahçe şampiyon olamazsa ne der?
- I couldn't
Keşke herşey o kadar basit olsa...
- I couldn't
Keşke herşey o kadar basit olsa...
"Çifte Şampiyonluk" İçin Favoriniz Kim ?
Franz Beckenbauer abimizin kariyerinde çok sağlam bir rekor var.
Dünya Kupasını hem futbolcu(1974) hem de antrenör olarak(1990) kazanmış. “Mario Zagallo da o işi yapmış ne var bunda büyütecek ?” diyen çok anti-franzçı olduğunu biliyorum.Hatta onlar söylemeden ilave edelim “Maradona ve Dunga’da bu yolda yürüyorlar”
Ancak Franz Abi ,Şampiyon Kulüpler Kupası /Şampiyonlar ligi’ni de hem oyuncu hem antrenör olarak kazanmış ! Alman ligini de…İşte böylesi "çifte şampiyonluk" yaşayanı bulmak mümkün değil !
Peki ,Türkiye liginde formasını giydiği takımla "hem oyuncu hem antrenör olarak lig şampiyonluğu" yaşayan var mı ?
Var !
Önce Fikret Arıcan !
Fenerbahçe’nin 1935 Türkiye Birinciliğinde,1937 ve 1940’daki Milli Küme Şampiyonluklarında oyuncu ,1945 ve 1946 Milli küme Şampiyonluğunda hem oyuncu hem antrenör olarak Şampiyonluk yaşamış.Fenerbahçe marşında da adı geçen Fikret Arıcan ,Fikret Kırcan ile karışmasın diye “Büyük” Fikret olarak anılır .Yaşına hürmeten verilen “büyük” unvanını olağanüstü kariyerine de çok yakışmıştır desek abartı olmaz.Oyuncu ve antrenör olarak şampiyonluk yaşamasından 40 sene sonra Fenerbahçe’de başkanlığı yaptığı dönemde de şampiyonluk (1984-85) yaşarak kırılması imkansız bir rekora sahip olmuştur ! Belki gün gelir onun adı da bir yerlere verilir...
Beşiktaşlı Eşref Bilgiç de Beşiktaş’ın 1941 ‘de Milli Küme’yi kazanan kadrosunda oyuncu ,-bir çok kaynağa göre-1957’de kazanılan Federasyon Kupası’nda teknik adam olarak şampiyonluk sevincini yaşamış.
Geçen sene bu zamanlar bu yazıyı yazsaydık “1959’dan sonra bu başarıyı gösteren yok “ der,bitirirdik.
Ertuğrul Sağlam, aynı forma altında olmasa da, 1995 ‘de Beşiktaş’da oyuncu ,2010’da Bursaspor’da antrenör olarak şampiyonluk resimlerinde yer alarak 1959 sonrası “profesyonel” ligde bu "çifte şampiyonluk yaşayan adam" apoletini omzuna takan ilk isim oldu.
Bülent Uygun ,Ertuğrul Sağlam gibi futbolculuğunda başka,antrenörlüğünde başka forma ile , Şenol Güneş ise futbolculuk ve teknik adamlığında aynı forma ile daha önce bu apolete çok çok yaklaşıp kaçıranlardan.Hala da bu şansları var...
Rıza Çalımbay,Bülent Korkmaz ,Samet Aybaba ,Mehmet Özdilek,Tolunay Kafkas da bugün itibariyle elbette adaylar ama favori değiller.
En büyük favoriyse işe başlayalı henüz 3-4 gün oldu...
Yolu(muz) açık olsun !
Dünya Kupasını hem futbolcu(1974) hem de antrenör olarak(1990) kazanmış. “Mario Zagallo da o işi yapmış ne var bunda büyütecek ?” diyen çok anti-franzçı olduğunu biliyorum.Hatta onlar söylemeden ilave edelim “Maradona ve Dunga’da bu yolda yürüyorlar”
Ancak Franz Abi ,Şampiyon Kulüpler Kupası /Şampiyonlar ligi’ni de hem oyuncu hem antrenör olarak kazanmış ! Alman ligini de…İşte böylesi "çifte şampiyonluk" yaşayanı bulmak mümkün değil !
Peki ,Türkiye liginde formasını giydiği takımla "hem oyuncu hem antrenör olarak lig şampiyonluğu" yaşayan var mı ?
Var !
Önce Fikret Arıcan !
Fenerbahçe’nin 1935 Türkiye Birinciliğinde,1937 ve 1940’daki Milli Küme Şampiyonluklarında oyuncu ,1945 ve 1946 Milli küme Şampiyonluğunda hem oyuncu hem antrenör olarak Şampiyonluk yaşamış.Fenerbahçe marşında da adı geçen Fikret Arıcan ,Fikret Kırcan ile karışmasın diye “Büyük” Fikret olarak anılır .Yaşına hürmeten verilen “büyük” unvanını olağanüstü kariyerine de çok yakışmıştır desek abartı olmaz.Oyuncu ve antrenör olarak şampiyonluk yaşamasından 40 sene sonra Fenerbahçe’de başkanlığı yaptığı dönemde de şampiyonluk (1984-85) yaşarak kırılması imkansız bir rekora sahip olmuştur ! Belki gün gelir onun adı da bir yerlere verilir...
Beşiktaşlı Eşref Bilgiç de Beşiktaş’ın 1941 ‘de Milli Küme’yi kazanan kadrosunda oyuncu ,-bir çok kaynağa göre-1957’de kazanılan Federasyon Kupası’nda teknik adam olarak şampiyonluk sevincini yaşamış.
Geçen sene bu zamanlar bu yazıyı yazsaydık “1959’dan sonra bu başarıyı gösteren yok “ der,bitirirdik.
Ertuğrul Sağlam, aynı forma altında olmasa da, 1995 ‘de Beşiktaş’da oyuncu ,2010’da Bursaspor’da antrenör olarak şampiyonluk resimlerinde yer alarak 1959 sonrası “profesyonel” ligde bu "çifte şampiyonluk yaşayan adam" apoletini omzuna takan ilk isim oldu.
Bülent Uygun ,Ertuğrul Sağlam gibi futbolculuğunda başka,antrenörlüğünde başka forma ile , Şenol Güneş ise futbolculuk ve teknik adamlığında aynı forma ile daha önce bu apolete çok çok yaklaşıp kaçıranlardan.Hala da bu şansları var...
Rıza Çalımbay,Bülent Korkmaz ,Samet Aybaba ,Mehmet Özdilek,Tolunay Kafkas da bugün itibariyle elbette adaylar ama favori değiller.
En büyük favoriyse işe başlayalı henüz 3-4 gün oldu...
Yolu(muz) açık olsun !
(24 Mayıs 2011)
24 Haziran 2010 Perşembe
"Bir Gün Herkes Fenerbahçeli Olacak" Vol 12
İçi boş ama söylenmesi hoş "Bir Gün Herkes Fenerbahçeli Olacak" sloganının en taze ürünü güzel insan hamiyetperver vatandaş Kaya Peker olmuş !
Hırslı mı ? Öff hem de nasıl .
Varını yoğunu ortaya koyar mı ? Tabii.
Çocukken odasında 103 gollü şampiyonluğun poster mevcut muymuş ? Olmaz mı ,Hatta Hasan Vezir'in resmini kesmiş !
Profesyonel mi ? En kralı.
Yetenekli mi ? Final4 bile oynamış
Milli mi ? Tanjeviç taktı ama millidir.
İçki Sigara Var mı ? Yok,ayda yılda bir arkadaş toplantılarında cathine alır,o kadar.
Pasta süsleri hazır ,yersen.
Fenerbahçeli olmak bir şapka giyme uzaklığında...
23 Mart tarihinde kendisini Fenerbahçe'de görmek dileğiyle şöyle demişiz. Ne mutlu bize !
Fatih Hocamız da boşta ? Uçurur takımı.Hadi be başkan....
Hırslı mı ? Öff hem de nasıl .
Varını yoğunu ortaya koyar mı ? Tabii.
Çocukken odasında 103 gollü şampiyonluğun poster mevcut muymuş ? Olmaz mı ,Hatta Hasan Vezir'in resmini kesmiş !
Profesyonel mi ? En kralı.
Yetenekli mi ? Final4 bile oynamış
Milli mi ? Tanjeviç taktı ama millidir.
İçki Sigara Var mı ? Yok,ayda yılda bir arkadaş toplantılarında cathine alır,o kadar.
Pasta süsleri hazır ,yersen.
Fenerbahçeli olmak bir şapka giyme uzaklığında...
23 Mart tarihinde kendisini Fenerbahçe'de görmek dileğiyle şöyle demişiz. Ne mutlu bize !
Fatih Hocamız da boşta ? Uçurur takımı.Hadi be başkan....
11 Haziran 2010 Cuma
Stoch: Disiplinsiz,Alkol Bağımlısı,Müzmin Sakat ama Yetenekli
Birisi çıkıp kral çıplak demeli !
Fenerbahçe hiç ders almaz mı ?
Yıllar önce bir başka "Miroslav" isimli oyuncu ,Miroslav Tanga getirilip sezon başında geri gönderilmedi mi ?
Yıllarca Chelsea'da disiplinsiz davranışları nedeniyle forma şansı bulamayan (sadece 4 defa A takımda oynamış !!!) ve zorunlu olarak aynı Fenerbahçe'nin Colin Kazım'ı Fransa'ya kiralanıp derin bir "ohhh" çekmesi gibi Twente'ye apar topar kiralanıp "ohh çekilen" Stoch Fenerbahçe'de uslu duracak mı ?
Hepsini geçtik Stoch kaç numaralı formayı giyiyor ? 9
Yani Güiza'nın numarası.Pek yakında bir 9 numara krizi Fenerbahçe yönetiminin başını ağrıtırsa hiç de sürpriz olmaz ! Oğuz-Tanju 10 numara krizini ve kaçan şampiyonluğu hatırlatmak boynumuzun borcu !
Doğu bloku ülkelerindeki gençlerin çok alkol tükettikleri bir gerçek.Stoch da o iklimde büyümüş,büyüklerin yanında bacak bacak üstüne atan,birasını içen bir genç. En önemli deplasman öncesi "alışmışım bir kere,bana bir duble viski verin " derse ?
Stoch'un sakat olduğu ve kurt hoca Rijkard'ın bu nedenle ondan vazgeçtiği de kulislerde fısıldanıyor ancak Fenerbahçe yönetimi ezeli rakibine bir gol atmak için bunları duymuyor bile.Stoch'un kronik iç kulak iltihabı olduğu ve bu nedenle uçağa binemediği daha doğrusu bindiği ama kulak ağrısı nedeniyle bir türlü inemediği ,bazen bu oyuncu yüzünden saatlerce uçağın havada kaldığını KLM pilotlarından öğrenmek için sadece sormak yeterli .Milyonluk bir oyuncu için bunu yapmak zor mu ?
Tribünler de "ismine kolay tezahürat yapılamaz" diye tedirgin,kombine iadesi yapılacağı bile konuşulmuş,araya hatırlı kişiler girince vazgeçilmiş.
Haa,Stoch yeteneksiz mi ? Asla.Ancak çok riskli bir transfer.Umarım biz yanılırız ve Stoch Fenerbahçe'yi Avrupa'da -aynı Galatasaray gibi- kupalara uzandırır...
Fenerbahçe hiç ders almaz mı ?
Yıllar önce bir başka "Miroslav" isimli oyuncu ,Miroslav Tanga getirilip sezon başında geri gönderilmedi mi ?
Yıllarca Chelsea'da disiplinsiz davranışları nedeniyle forma şansı bulamayan (sadece 4 defa A takımda oynamış !!!) ve zorunlu olarak aynı Fenerbahçe'nin Colin Kazım'ı Fransa'ya kiralanıp derin bir "ohhh" çekmesi gibi Twente'ye apar topar kiralanıp "ohh çekilen" Stoch Fenerbahçe'de uslu duracak mı ?
Hepsini geçtik Stoch kaç numaralı formayı giyiyor ? 9
Yani Güiza'nın numarası.Pek yakında bir 9 numara krizi Fenerbahçe yönetiminin başını ağrıtırsa hiç de sürpriz olmaz ! Oğuz-Tanju 10 numara krizini ve kaçan şampiyonluğu hatırlatmak boynumuzun borcu !
Doğu bloku ülkelerindeki gençlerin çok alkol tükettikleri bir gerçek.Stoch da o iklimde büyümüş,büyüklerin yanında bacak bacak üstüne atan,birasını içen bir genç. En önemli deplasman öncesi "alışmışım bir kere,bana bir duble viski verin " derse ?
Stoch'un sakat olduğu ve kurt hoca Rijkard'ın bu nedenle ondan vazgeçtiği de kulislerde fısıldanıyor ancak Fenerbahçe yönetimi ezeli rakibine bir gol atmak için bunları duymuyor bile.Stoch'un kronik iç kulak iltihabı olduğu ve bu nedenle uçağa binemediği daha doğrusu bindiği ama kulak ağrısı nedeniyle bir türlü inemediği ,bazen bu oyuncu yüzünden saatlerce uçağın havada kaldığını KLM pilotlarından öğrenmek için sadece sormak yeterli .Milyonluk bir oyuncu için bunu yapmak zor mu ?
Tribünler de "ismine kolay tezahürat yapılamaz" diye tedirgin,kombine iadesi yapılacağı bile konuşulmuş,araya hatırlı kişiler girince vazgeçilmiş.
Haa,Stoch yeteneksiz mi ? Asla.Ancak çok riskli bir transfer.Umarım biz yanılırız ve Stoch Fenerbahçe'yi Avrupa'da -aynı Galatasaray gibi- kupalara uzandırır...
2 Haziran 2010 Çarşamba
Son 10 Saniye
Aklıma "Fenerbahçe-Basketbol-Şampiyonluk" yazıp "ara" tuşuna basıyorum.
1990-91 sezonundayız.
Çetin Yılmaz idaresindeki Fenerbahçe son maçta Tofaş önünde saniyelerin geçmesini bekliyor.
Sanki slip don ve fanila giymiş gibi bedenine yapışmış formasıyla Aliço, tek eliyle, hızlı hızlı koşarak top sürerek zamanı bitiriyor.Taraftar 10-9-8-7-6-...diye hayatımın en güzel geri sayımını yapıyor.Sayım bitiyor ve Fenerbahçe şampiyon !
Bu gecede inşallah son saniyeleri sayarız...
1990-91 sezonundayız.
Çetin Yılmaz idaresindeki Fenerbahçe son maçta Tofaş önünde saniyelerin geçmesini bekliyor.
Sanki slip don ve fanila giymiş gibi bedenine yapışmış formasıyla Aliço, tek eliyle, hızlı hızlı koşarak top sürerek zamanı bitiriyor.Taraftar 10-9-8-7-6-...diye hayatımın en güzel geri sayımını yapıyor.Sayım bitiyor ve Fenerbahçe şampiyon !
Bu gecede inşallah son saniyeleri sayarız...
Etiketler:
Aliço,
bky,
çifte şampiyonluk,
Geri Sayım
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













